Orijinalini görmek için tıklayınız : Miraç Kandili...


EMİNÇOLAK
18.08.2006, 15:46
İslam alemi olarak böyle mübarek bir geceyi idrak etmenin sevinç ve mutluluğunu yaşamaktayız.

Tüm Müslüman kardeşlerimizin Miraç Kandili'ni kutlar, Türk-İslam dünyası ve Ehl-i İman için hayırlara vesile olmasını Cenab'ı Allah'tan niyaz ederiz.

CAGLAYAN
20.08.2006, 10:43
Miracımızın secdesine varmak zamanıdır


Miraç, Cenab-ı Hakk’ın, İnsanlığın İftihar Tablosu’na ve O’nun şahsında bütün Müslümanlara sayısız ikramının gerçekleştiği müstesna bir hadisedir.

Bu ikramların arasında en özeli ve en güzeli şüphesiz ki namazdır. Namaz bu gece bize emredilmiş ve Nebiler Sultanı’nın beyanıyla “müminin miracı” kılınmıştır. İmanla namaz, birlikte ikiz kardeş gibidirler. Birini diğerinden ayırmak mümkün değildir. Bediüzzaman hazretlerinin ifadeleriyle “Hayatta en büyük hakikat imandır, imandan sonra namaz gelir.” Namaz müminin miracı, miraç yolunda ışığı-burağı olduğu gibi kendini hak yoluna adamış mümin gönüllerin sefinesi-peyki ve uçağıdır.

Kıyamet gününde, ak alınlı, aydın bakışlı; secde ve abdest uzuvlarındaki emarelerle öndekilerden de önde; elleri, yüzleri tertemiz, vicdanları göktekilerin iç âlemleri kadar pak ve nezih olmanın yolu da yine namaz ve namaz öncesi amellerden geçer.

Abdest, namaz yolunda ilk tembih ve en birinci hazırlık; ezan ise ikinci uyarı ve önemli bir “metafizik gerilimi” yoludur. Abdestle, bedeni temiz olmayan şeylerden ve farkında olduğu ya da olamadığı menfiliklerden arınan insan, ezanla vicdanını ve ondaki lahuti nağmeleri dinler.. İlk kılacağı namazla da özündeki sesi-soluğu bulmaya çalışır.. Ve ancak cemaatle gerçekleştirilebilecek büyük hareketin startını beklemeye koyulur.

İnsanı, arşiyeler gibi döndüre döndüre sonsuzluğun semâlarında dolaştıran ve götürüp tâ melekler âlemine ulaştıran mirac enginlikli bu mübarek ibadet, günde beş defa kendimizi içine salıp yıkanacağımız bir çay gibidir. Bu mübarek çaya her dalışımızda hatalarımızdan bir kere daha arınırız.

Namaza alışmış ve onunla beslenen insanlar, ona hiçbir zaman doymazlar. Doymak şöyle dursun, her namaz bitiminde “Daha yok mu?” der, nafileden nafileye koşar; duhâ ile güneş gibi yükselir, evvâbinle gidip yakınlığın tokmağına dokunur, teheccüdle berzah karanlıklarına ışıklar gönderir ve kat'iyen içinde yaşadığı nurlardan, ruhunu saran mânâlardan ayrılmak istemezler.

İnsan, fıtratı itibarıyla günah işlemeye meyyal bir varlıktır. Her günah işleyen insan, sevaptan yüzünü çevirip küfre doğru bir adım atmış sayılır. Bediüzzaman Hazretleri'nin ifadeleriyle, “Her günah içinde küfre giden bir yol vardır.” Tevbe ise günahtan ve kulluk yolunda sürçmelerden kurtulmak ve Rahmeti Sonsuz'dan af dilemek için verilen dilekçenin adıdır. Tevbe ile insan, “Eyledim hadsiz günah, nihayet tasmalı boynumla döndüm sana İlâhî!” diyerek, tekrar Allah'a dönmüş olur. Namazda da bu durum söz konusudur. Zira namaz, insanda gerçek mânâda bir tevbe şuuru meydana getirir. Her ne kadar insan, günde beş defa sözlü olarak tevbe etmese bile, onun kılmış olduğu namazlar, fiilî bir tevbe yerine geçmektedir.

Namaz kılan ve Rabbisinin huzurunda ibadetle dolan bir insan, atılacağı ticarî hayatında haramlardan, mekruhlardan olabildiğine kaçınır. Özellikle gün ortasında kıldığı öğle, ikindi namazları, insanın murakabe ve muhasebe hislerini coşturur. O mekânizmayı harekete geçirir ve insanı yanlışlar içine düşmekten kurtarır. Akşam, yatsı, teheccüd ve sabah namazları ise;

“Nâçar kalınan yerde

Nâgah açılır ol perde

Derman olur her derde.”

dizeleriyle anlatılmak istenen sırların tecelli merkezleridir.

Ve namaz Müslümanın günlük hayatını düzen ve nizam altına alan cebrî bir faktördür. Günde 5 defa Rabbin huzuruna çıkan insan, ister-istemez, hayatını bir düzen içine sokar. Sabah namazından sonra işine başlar. 6-7 saatlik yoğun bir mesai ile yorulunca, öğle namazı ile yeniden zindelik kazanır. Döner ikindiye kadar tekrar çalışır. İkindi namazı ile yeniden zihnî ve bedenî dinlenme faslı yaşar. Zaten böyle bir mesaî tanzimi olmasa, o iş yerinden netice almak, âdeta imkânsız denecek ölçüde azalır. Namazdaki bu esasları bilemeyen, sezemeyen insanlar huzursuzluk girdabına kapılır ve bunalımdan bunalıma sürüklenir giderler.

Namaz, insan ruhunu başına gelmesi muhtemel bütün sıkıntılara karşı dinlendirir ve kalbi kanatlandırır. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), dünyevî işlerinden sıkılınca, “Erihnâ ya Bilal! Bizi bir ferahlandırıver ey Bilal!” diyerek ondan namaza çağrıda bulunmasını isterdi. Namaz tembel ve uyuşuk insanın yapabileceği bir şey değildir. O, daima hüşyar bir gönlün, uyanık kalb ve duyguların, Rabbin karşısında edâ edeceği bir vazifedir.

Kulluğu zirvelerde yaşayan Hak dostları, namaz rükünleri arasında yer alan secdeyi, “insanın ulaşabileceği en son zirve” olarak kabul eder ve, “Diğer rükünler, secdeye ulaşabilmek için birer basamak hükmündedir.” derler.

İnsan abdest ile başlayan, Rabbin huzuruna çıkma ameliyesinde çeşitli safhalardan geçer ve Allah Resûlü'nün ifadesiyle “kulun Rabbisine en yakın olduğu” mekâna, yani secde hâline ulaşır. Yalnız burada önemli olan, secdedeki insanın, Rabbisi ile olan kalbî münasebeti ve duyduğu, hissettiği şeylerdir. Meselâ bir insan, kıyamda dururken, “Rabbim, şayet Sen öğretmeseydin, Sana karşı nasıl kulluk yapılır ben bilemezdim; Sana sonsuz hamd u senalar olsun.”; rükûda, “Bu hâlim benim sana olan kulluğumu ifade etmemde yeterli mi değil mi bilemiyorum ama Efendimizi örnek alarak yapabildiğim kadar yapmaya çalışıyorum, Sen kabul eyle.” ve secdede; “Eğer yapabilseydim Allah'ım, başımı ayaklarımdan da aşağıya koyardım.” gibi düşüncelerle namazın her bir rüknünü duya duya edâ etmelidir.

Evet, namaz, miracın gölgesinde öteler ötesine yapılan bir seyahat ise, secde de o namazda en âzâm bir rükün olduğuna göre, insan secdede nihaî kurbeti hissetmeye ve kalbinde onu yakalamaya çalışmalıdır.

Secde, Mevlâna'nın tabiriyle “şeb-i arus” misali insana değerlendirmesi için verilmiş bir fırsattır. Herkesin mârifet ufku ve kâmet-i kıymeti ölçüsünde “âsâr-ı feyz”e mazhar olabileceği bir zemindir. Secde Allah'ın haricinde her şeyin ve herkesin unutulup “illallah-sadece Sen Allah'ım!” deneceği mekândır ve kulun Rabbisiyle olan kurbetini yudumlayacağı bir yerdir.. Evet Cenâb-ı Hakk'ın şanına yakışan en güzel ve içi dolu kulluğun adıdır secde. Öyleyse burada ne, nasıl, ne şekilde ve niçin yapılması gerekiyorsa, bunlar nazara alınarak yapılmalıdır.

Öyleyse gelin, bu kutlu geceyi fırsat bilerek miracımızı yaşayalım. Başımızı ayaklarımızla aynı hizaya koyarak, sadece O'nu düşünelim ve içimizi dökelim. “En yakın olduğumuz anı” değerlendirerek akan gözyaşlarının dinmesini, solmaya başlayan ümitlerin yeniden yeşermesini, mazlumların iniltilerinin sona ermesini dileyelim. Miracımızın secdesine varalım.

CAGLAYAN
20.08.2006, 10:44
http://www.diyanet.gov.tr/image/hutbe/2004_08_20.gif

“Yâ Rab, kusurumuzu affet, bizi kendine kul kabul et!”


Bütün âlemleri yaratan ve ayakta tutan Rabbimiz'e, zerrât-ı kâinat adedince hamd ve şükür, Peygamberler Serveri Efendimiz'e, diğer enbiya-i izâma, melâike-i kirama, ehl-i beyte ve Hakk'ın bütün sadık kullarına da deryalardaki su damlaları, çöllerdeki kum taneleri adedince salât ü selam olsun.

Rabbimiz, işlediğimiz hatalar ve günahlar ruhumuza zillet urbası giydirdiler. Bir de Sen'den cüdâ düşünce kendimizi bütün bütün meskenet libasının içinde bulduk ve hadd ü hesaba gelmez, kocaman kocaman kabahatlerimiz hep kalbimizi kararttılar.

Bahtına düştük, ey biricik Matlûb'umuz, Maksûd'umuz, Mahbûb'umuz; ne olur, tevbelerimizi kabul, kalblerimizi de ihya buyur! Buyur ki, günahlarımızı affedebilecek, yaralarımızı sarıp tedavi edebilecek Sen'den başka hiçbir kimse bilmiyoruz.

İşte yüce dergahına geldik; boyun büküyor, huzurunda kemerbeste-i ubûdiyet içinde elpençe divan duruyor, affına iltica ediyoruz. Eğer biz kullarını kapından uzaklaştırırsan, biz gidip hangi kapıya sığınabiliriz?! Şayet huzurundan kovacak olursan biz kime yalvarırız?!

Ey en büyük günahları bile bağışlayan ve en büyük kusurları, eksikleri bile sarıp sarmalayan Rabbimiz! Sen'den, en kahredici günahlarımızı bile bağışlayıp yok saymanı, yüzümüzün karası suçlarımızı örtmeni, kıyamet gününde affının ve gufranının serinliğinden ve bağışlayıcılığının güzelliğinden bizleri mahrum etmemeni diliyoruz.

Ya Rabbenâ ve ya İlâhenâ! Günahlara tevbe etmenin karşılığı gönülden duyulan nedametse şayet, Sana yemin ederiz ki, yapıp ettiklerimizden bin kere, yüz bin kere pişmanız. İstiğfarda bulunup Sen'den bağışlanma dilenmek hataların defterden silinmesine bir vesileyse şayet, yürekten istiğfarda bulunuyor, bu nâçar kullarını da yarlığayacağını ümid ediyoruz. Evet, ümidimiz budur ve hoşnutluğunla gönlümüze sürûr salacağın âna kadar da bu kapıyı asla terk etmeyeceğiz.

Ey ızdırar içerisinde hafakanlar yaşayan muzdarr kullarının niyazlarına icabet buyuran.. Ey zararları kaldırıp telâfi eden.. Ey iyilikleri karşılıksız ve en büyük olan.. Ey gizli gizli cereyan eden işlere de nigehbân olan Yüceler Yücesi Allah'ımız! Huzuruna sermayesiz geldik; nâçâr, Senin cömertliğine ve keremine sığınıyor, rahmet denizlerinden hissedar olmak istiyoruz. Dualarımıza icabet buyur ve bizi ümitlerimizde, dileklerimizde haybet ve hüsrana uğratma.. Tevbe ile teveccühümüzü karşılıksız bırakma!

Ey kurreti sonsuz, merhameti nihayetsiz, bütün âlemlerin yegane sahibi Yüceler Yücesi Rabbimiz! Sen'in dinine, Kitabına, Peygamberine ve masum kullarına düşmanlık besleyen cahil, kaba, insanlık ve medeniyet mahrumu zalim birtakım insanlar göz göre göre zorbalık ve derebeyliği yapıyorlar. "La havle ve lâ kuvvete illâ billah" hazinelerinin tek sahibi Sen'sin. Ne olur Yüce Mevlâmız, düşmanlık hisleriyle oturup kalkan, inanan insanlar aleyhine sürekli komplo üstüne komplolar kuran o kimselerin düşmanlık hislerini kalplerinden söküp at. Bu haddini bilmez, insafsız tipler şayet salah yolunu seçmezler, fitne ve fesatlarına devam ederlerse, Sen onların ellerini, kollarını bağla.. Ayaklarına prangalar vur. İnananların aleyhine kullandıkları ne kadar yol-yöntem, imkân ve malzeme varsa, hepsini ellerinden çekip al.. Menfur emellerine ulaşmalarına fırsat verme ve bizi o tiran bozması zalimlerle karşı karşıya bırakma.. Nusretinle, hıfz u inayetinle bu aciz ve çaresiz kullarını te'yid buyur!

Duamızın evvelinde salât ü selamla kaldırdığımız ellerimizi bir kere daha Efendimiz'i, O'nun tertemiz, dupduru, pırıl pırıl aile fertlerini, yıldızlar kadar yükseklerde dolaşan ashabını hayırla yad ederek indiriyor ve bizi ellerimizi boş ve hüsran içinde geri çevirmemeni diliyoruz Rabbimiz! Amin…

FurkaN
20.08.2006, 10:54
Allah, yerde eserleriyle kendisini beşere gösterdiği Peygamberimizi, gökler âleminin sakinlerine de göstermek için O’nu o yüce meclislerde dolaştırmış ve her yer üzerinde hükmünün geçtiğini bütün âleme göstermiştir.

Peygamberliğinin değil, kulluğunun bir semeresi ve neticesi olan Mirac yolculuğunda Efendimiz (sas), kendisini çepeçevre saran kanun ve sebepleri aşarak, beşeriyete ait perdeleri geçip uzun mesâfeleri bir hamlede kat etmiş, yıldızları, sistemleri birer merdiven, birer basamak, birer atlama taşı gibi kullanıp, Rabb’ini görmeye mâni buudları geride bırakmış, cismen ve rûhen vardığı makamdan Cenâb-ı Hakk’ı müşahede etmiştir. Peygamberlerle selâmlaşmış, melekleri görmüş, Cennet’i ve güzelliklerini, Cehennem’i ve azâmetini temâşâ etmiştir. Melekler O’na teşrifatçılık yapmış, huriler perdedar olmuştur. Yıldızlar kaldırım taşı gibi ayaklarının altına serilmiş, bineğiyle berk gibi bütün mekanı kat edip tekrar insanlık içine dönmüştür. İşte Miraç bu yüce yolculuğun adıdır.

Allah, Nebisine sahip çıkıyor

Efendimiz (sas), bütün zorluklara rağmen, kulluğunda öyle olgunluğa ve dolgunluğa ermişti ki, kendisine açılan o kapıdan içeriye girerken, kulluğun zirvelerine çıkmıştır. Miraç, bir yönüyle bunun ifadesidir. Miraç, en zor şartlar altında dahi kulluğundan fedakarlıkta bulunmayan Efendimiz’in (sas), insanların kendisine bütün bütün sırtlarını döndüğü, bütün sebeplerin kapandığı, “Bunlarla kız alıp vermeyeceksiniz. Çarşıda pazarda bir şey satmayacaksınız. Onlara hiçbir şekilde yardımda bulunmayacaksınız. Her türlü ilişkinizi keseceksiniz.” dedikleri dönemde ve zâhiren hiçbir çıkış yolunun görünmediği anda, Allahu Teala, Efendimiz’in (sas) kalbini taltif etmek ve kırılan gururunu, onurunu hoşnut etmek için O’nu katına almıştı. Hatta böylesi olumsuzlukların yaşandığı bir dönemde Efendimiz (sas) bir de iki büyük yara almıştı.

Bu gece Allah Resulune Vahyedilen Bakara suresinin son iki ayeti:

“Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri Allah’a meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. “Allah’ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız. İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, affına sığındık! Dönüş sanadır” dediler. Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!”

Miraç nedir?
Miraç, kelime manası itibarıyla “merdiven”, “yükselecek yer”, “en yüksek makam” manalarına gelmektedir. Bu gecede İnsanlığın İftihar Tablosu (sas) bir mucize olarak Mekke’deki Mescid-i Haram’dan, Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya ve oradan da göklerin İlâhî derinliklerine doğru pervaz edip ruhen ve bedenen Cenab-ı Hakk’ın huzuruna çıkmıştır. Kur’an-ı Kerim (İsrâ, 17/1; Necm, 53/8-11.) ve hadis-i şeriflerle (Buhari, Salat 1; Müslim, İman, 259.) hakikati sabit olan Miraç hadisesi, beşer idrakinin üstünde ve zaman ve mekan hudutları dışında cereyan etmiş ulvî bir tecellidir.

Bu gece ne yapmalı?
Eğer kişi, Kur’ân’ın dilinden kalp kulağıyla iman derslerini dinleyip başını kaldırıp vahdete tam yönelse, “kulluğun miracı”yla kemalat arşına çıkabilir. Miraç’ta iman hakikatleri gözle görüldüğü için, bu kandil gecesi imanî konuları ve o konular içinde Miraç’a ait meseleleri derinlemesine okuyup mütalâa etmek lâzımdır. “Mirac-ı imânî” ile âdeta İlâhî mükâlemeye nail olmalıdır. Camilerde cemaatle kılınan akşam ve yatsı namazları ve okunan Kur’ân’larla kıvamını bulan ruhlar, daha sonra evlerine çekilmeli, evlerindeki Mescid-i Haram mesabesindeki odalarından seccade Burak’ına binerek ilham Cebrail’i eşliğinde ihlas Mescid-i Aksa’sına varmalı; orada gözyaşıyla karışık bir kâse mânâ sütü içtikten sonra secdelerin miracıyla yükselip âyetlerin kanatlarında ruhunun mülk ve melekût semalarına yelken açmalı, her rek’atta âdeta bir kat yukarılarına doğru yücelmeli, bir noktadan sonra binek değiştirip ihsan Refref’ine binerek kendi kemal sidre-i müntehalarında pervaz etmeli, nihayet insanda arş-ı azam mesabesindeki kalbin derece-i ufkuna urûç ile tâ kâbı kavseyne ulaşıp “Et-tahiyyâtü”nün sırrıyla huzur-u kibriya’da sünûhât ve ilhâmât ötesi bir nevi mükâleme-i İlâhiye ve müşahede-i Rabbâniye’ye mazhar olmalıdırlar.

Miraç, Peygamberimiz’e hastır
Bütün namazlar, niyazlar, oruçlar ve çileler; namazın, niyazın, orucun manasını halka anlatmalar ve bütün bunları birer merdiven yapmalar, Efendimiz’in (sas) miraca yükselmesine vesile olmuştur. Böyle bir şeref, Efendimiz’den (sas) başka ikinci bir peygambere nasip olmamış, sadece O’na has bir keyfiyettir. Her nebi, kendi ruhunda Allah’ın huzuruna çıkmış, kurbu huzura müşerref olarak iltifat görmüştür. Fakat bütün gökleri ve cennetleri bilemediğimiz keyfiyet içinde yapılan böyle bir miraç sadece Allah Rasûlü’ne hastır. İşte bizler de böyle kadri yüce, civanmert bir Nebi’nin arkasında bulunmanın hazzı içinde doya doya bir namaz kılıyoruz.

sivasli_boy
20.08.2006, 11:04
tum kardeslerimin kandilini kutluyorum...

ş.usta
20.08.2006, 11:19
Bu gece kulun yalvarış ve yakarışlarını Yüce Mevla'ya sunacağı ve O'nun sonsuz affından, merhametinden, iyiliğinden bol bol yararlanacağı umut, huzur ve müjde gecesidir. Kandiliniz hayırlı olsun!

sinan58_34
20.08.2006, 11:27
mirac kandılı tum ıslam alemınde hayırlara vesile olsun kandılınız mubarek o0lsun

FATIMA
20.08.2006, 11:30
Kandiliniz mübarek,hayırlı dualarınız kabul olsun inşaallah...:)

cemal58yiğido
20.08.2006, 11:35
hepinizin miraç kandili mübarek olsun inşallah kandil şerefine bugün sakaryasporu yeneceğiz

1967_DERNEK_MUSTAFA
20.08.2006, 11:52
kandiliniz kutlu olsun ALLAH herkesin kalbine göre versin kalp gözenekleri kapalıysa bu güzel günde açmasını nasip etsin

5841
20.08.2006, 11:54
PEYGAMBER EFENDİMİZİN CENABI ALLAH İLE GÖRÜŞTÜĞÜ MİRAÇ GECESİ SİZE AİLENİZE VE İNANAN TÜM İNSANLARA HAYIRLAR GETİRMESİNİ DİLERİM

erhan5834
20.08.2006, 11:55
İslam alemi olarak böyle mübarek bir geceyi idrak etmenin sevinç ve mutluluğunu yaşamaktayız.

Tüm Müslüman kardeşlerimizin Miraç Kandili'ni kutlar, Türk-İslam dünyası ve Ehl-i İman için hayırlara vesile olmasını Cenab'ı Allah'tan niyaz ederiz.

Bakiler sevgiler adına nice dilekler vardır. Ölümü bile ayırır saymayan gönüller vardır. Mesafeler araya set çekmişse ne çıkar, dualarda birleşen gönüller vardır. Hayırlı kandiller..

SivasLady
20.08.2006, 14:06
Varligi ebedi olan, merhamet sahibi,
adaletli Yüce Allah kendisine dua edenleri geri çevirmez.
Dualarinizin Rabbin yüce katina iletilmisine vesile olan kandiliniz mübarek olsun.

PRoFeSSioNaL
20.08.2006, 14:12
tümüzünün miraç kandilini kutluyorummmmmmmmmm

CÜSSKB-Aynur
20.08.2006, 17:03
Bende tüm islam aleminin, Miraç kandilini kutluyorum.

ecel_58
20.08.2006, 17:09
Kandiliniz mübarek,hayırlı dualarınız kabul olsun

AYDIN1985
20.08.2006, 17:30
Arkadaslar basta siz yigidolarin ve tüm Islam aleminin Mirac Kandili Mübarek olsun. Insallah bu Mübarek günü dünyada Zulüm eden KAFIRLERIN zulümü son bulur ve ezilen bütün Müslüman kardeslerimizin dertleri biter Insallah. Bu Mübarek günde Allah rizasi icin bütüm Ümmeti Muhammede dua edelim. Allah hepimizin yaptigi ve yapacagi dualari kabul etsin. (Amin)

basköy_58
20.08.2006, 17:40
mirac kandılı tum ıslam alemınde hayırlara vesile olsun kandılınız mubarek olsun
saygilar sevgiler

aykut-akay
20.08.2006, 17:48
tüm islam aleminin mübarek mirac kandilini kutlarim



ISLAMIN NURLU GUNESI KALBINIZE DOGSUN, MEKANINIZ CENNET, HZ MUHAMMED KOMSUNUZ OLSUN, GUNLERINIZ MUTLULUK VE SAADETLE DOLSUN, DUALARINIZ KABUL OLSUN.

serhankaburcuk
20.08.2006, 17:50
iSLAM ALEMİNİN VE TÜRK MİLLETİNİN MÜBAREK MİRAÇ KANDİLİNİ İÇTEN DİLEKLERİMLE KUTLARIM..YÜCE MEVLAM BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ HİÇBİR ZAMAN BOZMASIN..ALLAH(C.C) TEKRARINI NASİP ETSİN..

yusuf_07
20.08.2006, 17:51
tüm islam aleminin miraç kandili mübarek olsunn....

aykut-akay
20.08.2006, 18:15
BU GUNLERIN FEYZI UZERINIZE, RAHMETI GECMISINIZE, BEREKETI EVINIZE NURU AHIRETIMIZE, SICAKLIGI YUVAMIZA DOLSUN.

sisortali
20.08.2006, 19:14
Tüm İslam aleminin Miraç Kandlini kutlar; barış, huzur ve sağlık dolu günler temenni ederim.

67_DERNEK_AKKIZ
20.08.2006, 19:31
__ m k ___ m k m k ___ m k
___ m k ______ m k _ m k ______ m k
__ m k __________ m k _________ m k
__ m k _______________________ m k
___ m k miraç kandilin m k
____ m k _ Mübarek olsun m k
______ m k _______________ m k
________ m k ____________ m k__
__________ m k ________ m k-____________________
____________ m k ____ m k____________________

allahım tekrarını nasıp etsınnn

OFS58
20.08.2006, 20:19
Miraç Gecesi, duygu ve düşüncelerimizi yenileyerek ilahi rahmeti kazanacak
işler yapmamız, kulluk bilincine ulaşarak dua ve niyazda bulunmamız için bir
nimettir, vesiledir. Bunun için manevi duygularımızı canlandıran, iç
dünyamızı değerlendirme imkanı sağlayan, sorumluluğumuzu hatırlatan bu
geceyi iyi değerlendirelim. Duyguların ve hislerin coştuğu, dua ve
niyazların semaya yükseldiği, inananların huzur bulduğu bu gecede;
gönüllerimizde ümit ve ilahi aşk kandillerini yakalım, miracın engin
mesajını ruhlarımızda hissedelim. Yüce Dinimiz İslam'ın "yaratılanı
yaratandan ötürü sevme" prensibini hatırlayarak gönül kapılarımızı herkese
açalım. Miracın, ilahî yükselişin, gönül,ve ruh temizliğinden geçtiğini
unutmayalım.

Bu duygu ve düşüncelerle, Miraç Kandili'nizi tebrik ediyor, Miracın bir
bölümünün gerçekleştiği Mescid-i Aksa ve çevresinde meydana gelen üzücü
olayların son bulmasını, bu kandilin İslam aleminin birlik ve beraberliğine,
insanlığın barış, huzur ve hidayetine vesile olmasını, savaş ve şiddetin
yerini huzur ve barışın almasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum.

Bln-Fatih58
20.08.2006, 20:25
Mirac kandili tüm islam aleminde hayırlara vesile olsun.. Kandiliniz mübarek olsun...

GuNaY
20.08.2006, 22:41
Tüm islam aleminin Miraç Kandili Mübarek Olsun...

Ertugrul
21.08.2006, 00:27
Bütün İslam aleminin Mirac gecesi mübarek olsun
Rabbim bu kutlu gecelerin hatrına bizleri affetsin,mazlum halklara yardım etsin...

Dağcı
21.08.2006, 07:59
İnsan namaz kılar,
Namaz, insanı insan kılar... (Senai Demirci)

Dinimizin direği ve müminin miracı olan namazın farz kılındığı bu gecenin tüm İslam alemine, ülkemize ve milletimize hayırlara vesile olmasını Cenabı Hakk’tan temenni ederim.