SivasSpor.com -  Yiğidoların Özgür Sesi

SivasSpor.com - Yiğidoların Özgür Sesi (http://www.sivasspor.com/forum/index.php)
-   Şiirler (http://www.sivasspor.com/forum/forumdisplay.php?f=38)
-   -   Sivas'a Şiir (http://www.sivasspor.com/forum/showthread.php?t=8998)

Kaptan-58 01.11.2007 17:14

--->: Sivas'a Şiir
 
[B]HELE GARDAŞLAR ELİNİZE SAĞLIK ÇOK GÜZEL OLMUŞ..[/B]

Kaptan-58 01.11.2007 17:16

--->: Sivas'a Şiir
 
[B]GEÇMİŞE ÖZLEM

Gühertaş köyünde doğdum büyüdüm
Nasıl unuturum köyüm ben seni
Taşlı tozlu yollarında yürüdüm
Nasıl unuturum gühertaş seni

Köyde beraberlik hoşgörü vardı
Gereçleri ortak kullanırlardı
Derde düşenlere yardım yağardı
Nasıl unuturum köyüm ben seni

Büyükler dinlenir sözü geçerdi
Bizim elde renk renk çiçek açardı
Sunam orağıyla ekin biçerdi
Nasıl unuturum gühartaş seni

Anam pişirirdi bir kazan aş ı
Sofrada mutlaka olurdu turşu
Sofralar ortaktı yer konu komşu
Nasıl unuturum köyüm ben seni

Çalıştık tarlada bahçede bağda
Dolaştık kırlarda ormanda dağda
Temmuz zemheridir bizim yaylada
Nasıl unuturum gühartaş seni

Ekinler ekerdik toplar dererdik
Buğdayı yıkardık sergi sererdik
Doğa ile iç içe yaşam sürerdik
Nasıl unuturum köyüm ben seni

Köyümün daracık toprak yolları
Yamaçlarda keçi patikaları
Hakikidir balı yağı kaymağı
Nasıl unuturum gühartaş seni

Baharda demirci vururdu örsü
Büyük hocamızdan alırdık dersi
Hem okulu vardı hem kuran kursu
Nasıl unuturum köyüm ben seni

Pazartesi günü başlardı düğün
Çeşitli oyunlar sürerdi dört gün
Zurna öter davul vururdu güm güm
Nasıl unuturum gühartaş seni

Kuşburnudan olur ekşi pekmezi
Kömüş yoğurdunu kaşık kesmezdi
Köyün meydanında sohbet bitmezdi
Nasıl unuturum köyüm ben seni

Nişanlarda lüzum yoktu yüzüğe
Şalı açarlardı üç beş kazığa
Yağlı kavut yaparlardı azığa
Nasıl unuturum gühartaş seni

Köyde kağnı idi taşıt aracı
Gühartaşı terk eylemek ne acı
Kusur işlenmezdi yüz kızartıcı
Nasıl unuturum köyüm ben seni

Çok büyük değerdi arazi çayır
İyi öküz koşan zengin sayılır
Yoğurtlar yapılır yayık yayılır
Nasıl unuturum gühartaş seni

Yayla yolu yaya bir saat çeker
Yoncalar çiçekler mis gibi kokar
Köreliğin suyu buz gibi akar
Nasıl unuturum köyüm ben seni

Bazı gençler yasakları delerdik
Erik vişne erişmeden yolardık
Emen atar çelik çomak oynardık
Nasıl unuturum gühartaş seni

Çoban dağ başında davar heylerdi
Kızlar yol boyunca türkü söylerdi
O günler bugünden güzel günlerdi
Nasıl unuturum köyüm ben seni

Düğünlerde akşam ateş yakardık
Türkülerle kurdumuzu dökerdik
Davulla zurnayla halay çekerdik
Nasıl unuturum gühartaş seni

Zaman zaman gurbet ele düşerdik
Yardım isteyene derhal koşardık
Hilesiz şerefli hayat yaşardık
Nasıl unuturum köyüm ben seni

Haziran ayıdır yayla zamanı
Başından hiç eksik olmaz dumanı
Doyomsuzdur madımağı mantarı
Nasıl unuturum gühartaş seni

Taşkınlık yapana ikaz ederdik
Az bile kazansak şükür eylerdik
Gelen misafire buyrun derdik
Nasıl unuturum köyüm ben seni

Nişanlarda yağlı kete pişerdi
Her hanenin sofrasına düşerdi
Eski insanlar melek gibi yaşardı
Nasıl unuturum gühartaş seni

Gurbetteyiz ama köyde aklımız
Nüfus çoğalınca arttı derdimiz
Babamızın yurdu bizim yurdumuz
Nasıl unuturum köyüm ben seni

CELAL gühartaşı anlattın niye
Gelecek nesile olsun hediye
Gurbette olsamda aşığim köye
Nasıl unuturum gühartaş seni

CELAL AKTAŞ
TARİH:18.01.2006

( GÜHERTAŞ KÖYÜWEB SİTESİ [url]www.guhertas.com[/url] DAN ALINMIŞTIR.[/B]

velibircan 04.11.2007 12:55

SİVAS AŞKI MARŞ YAZDIRDI
 
[B]İstanbulda yaşayan kangallı hemşehrimiz Muharrem AKBAŞ Sivasa duyduğu özlemi Sivasspora yazdığı marşla tescil etti. Artık yiğidolarında sürekli dinleyecekleri bir güzel marşı var ...

İŞTE SİVAS SEVDASI…

Bülbül’ü altın kafese koysan ah vatanım dermiş, işte Sivas dışında yaşayanlar memleketlerinin değerini ancak Sivas dışında anlıyorlar. Gurbet kimisini şair kimisini yazar yapıyor, tabi vatan sevdasının derecesi çok önemli. İstanbullu bir hemşerimiz Sivas marşı ile Sivas’a olan sevdasını anlatmış bu şiirde, SİVASSPOR SEVDASINI…[/B]
[COLOR="Red"][B]
SİVAS MARŞI


Toroslara dayanır dağlarımız

Denizlere dökülür ırmağımız

Atamızdan armağandır

Yiğidolardır lakabımız



Geliyor Sivas bakınız biraz

İşte geldi kırmızı beyaz



Kanaryayı susturacağız

Aslanı terbiye edeceğiz

Kartalı yuvadan uçuracağız

Trabzon’u takası ile batıracağız



Geliyor Sivas bakınız biraz

İşte geldi kırmızı beyaz



Süper ligde eseceğiz

Bütün rakipleri ezeceğiz

Bekle bizi Avrupa

Yakında senide titreteceğiz



Geliyor Sivas bakınız biraz

İşte geldi kırmızı beyaz



Kırmızı beyaz renklerimiz

Bükülmez çelik bileğimiz

Futbol tarihine yazacağız

Anlı şanlı SİVAS’ımızı.



Geliyor Sivas bakınız biraz

İşte geldi kırmızı beyaz



[/B][/COLOR]

[B]MUHARREM AKBAŞ 1966 SİVAS / Kangal doğumlu İSTANBUL’da yaşıyor…



Kaynak: hber58.com[/B]

talha58 04.11.2007 22:01

--->: Sivas'a Şiir
 
[B][COLOR="Indigo"]Yavuz Bülent Bakiler'in kendi sesinden Sivas'a Şiir'i dinlemek ister misiniz.
İşte adres : [url]http://www.youtube.com/watch?v=ls9UJrrJ7Qk[/url][/COLOR][/B]

talha58 04.11.2007 22:14

--->: Sivas'a Şiir
 
[URL="http://www.youtube.com/watch?v=ls9UJrrJ7Qk"][IMG]http://img232.imageshack.us/img232/6538/ybbjc4.jpg[/IMG][/URL]

talha58 06.11.2007 20:15

--->: Sivas'a Şiir
 
[B][COLOR="Indigo"]Evet. Bu da Yavuz Bülent Bakiler'in Sivas'ta Yoksul Çocuklar isimli şiirinin Murat Kıral tarafından yorumlanmış hali. İzlemek için resme tıklayın. [/COLOR][/B]


[URL="http://www.youtube.com/watch?v=g1q8oOw_AHo"][IMG]http://img220.imageshack.us/img220/2268/siirai1.jpg[/IMG][/URL]

Buraq58 10.12.2007 12:41

Kara Toprak=
 
Bu Şiiri Ünlü Şairimiz AŞIK VEYSEL ŞATIR OGLU yazdı besdeledi çok güzel bir türkü:D ben sevdimm
Dostlar beni hatırlasın

Ben giderim adım kalır
Dostlar beni hatırlasın
Düğün olur bayram gelir
Dostlar beni hatırlasın

Can kafeste durmaz uçar
Dünya bir han, konan göçer
Ay dolanır yıllar geçer
Dostlar beni hatırlasın

Can bedenden ayrılacak
Tütmez baca, yanmaz ocak
Selam olsun kucak kucak
Dostlar beni hatırlasın

EyüphanAydın 13.12.2007 15:06

Vatan Şirrleri
 
[COLOR="Red"]Bir çocuksam
Kucaksız,
Oyuncaksız;

Bir delikanlıysam
Atsız,
Pusatsız
Olabilirim...
Bayraksız olamam!

Taşıp yirmi yaş dileklerinden
Ufuk ufuk süzülen
Bir gemiyim ben...
Rüzgârsız kalabilirim,
Yelkensiz olabilirim...
Bayraksız olamam!

Eşsizsem, yalnızsam;
Kısmetini bekleyen bir genç kızsam
Ve gelirse, eğer mutlu günüm
Yapılırsa bir gün düğünüm
Telsiz, duvaksız olabilirim...
Bayraksız olamam!

İster erkek, ister kadın
Çocuğuyum bu vatanın
Ve gazada can borcuyum...
Susuz olabilirim,
Uykusuz olabilirim,
Bayraksız olamam!

Ölürsem taşım, yazım
Kaygı olmasın yakınlarıma...
Bir şey istemem,
Yeter ki ay doğsun mezarıma!
Taşsız olabilirim;
Yazısız kalabilirim;
Bayraksız olamam!

Konaksız, saraysız;
Evsiz, yuvasız, köysüz
Kalabilirim...
Sevdiklerim gidebilir,
Sevenlerim ihanet edebilir...
Her şeysiz kalabilirim, her şeysiz olabilirim
Bayraksız olamam,
Bayraksız olamam!

Bizans önlerinde bir yeniçeri...
Kılıç tutar, bayrak tutar eli...
"Bu kimdir?" diye sorarsan
Benim:
Ulubatlı Hasan
Benim...
Elim kesilebilir,
Ayağım eksilebilir
Ve oklar delebilir, ateşler eriyip
Yakabilir beni...
Kollarım kanatlarım bir bir
Bırakabilir beni...

Kolsuz olabilirim,
Kanatsız olabilirim;
Bayraksız olamam,
Bayraksız olamam![/COLOR]

EyüphanAydın 13.12.2007 15:09

--->: Vatan Şirrleri
 
[COLOR="Red"][B]Bu Vatan Kimin[/COLOR]
Bu vatan ne senindir ne benimdir
Yüreğimde vatan yarası derindir
Bu vatan soyguncunun vurguncunundur
Bu vatan ne senindir ne benim

Bu vatan batakçının kumarcınındır
Bu vatan ne senin ne benimdir
Bu vatan hayali ihracatçınındır
Bu vatan düzenbazın hokkabazındır

Bu vatan ne senindir ne benimdir
Kuranı kaldıran başörtüsünü yıkanlarındır
Bu vatan körpe çocukları sokağa atanlarındır
Bu vatan karnı tok, sırtı pek yatanlarındır.

Bu vatan ne senin ne benimdir
Bu vatanhavyar yeyip şampanya içenlerindir
Bu vatan kurana gerici diyenlerindir
Bu vatan domuz eti yiyenlerindir

Bu vatan ne senindir ne benimdir
Bu vatan devleti soyanlarındır
Milletin sırtından milyarlar vuranlarındır
Aç gözünü bu vatan ne senin ne benimdir

Bu vatan ne senin ne de benimdir
Bu vatan faizcinin tefecinindir
Bu vatan el etek öpenlerindir
Bu vatan gerden bükenlerindir...[/B]

EyüphanAydın 13.12.2007 15:10

--->: Vatan Şirrleri
 
VATAN
Vatan namustur, Vatan şereftir,
Vatan korunacak tek hedeftir.

Vatan sevdadır, Vatan aşktır,
Vatan için fedakarlık bir başkadır.

Vatan candır, Vatan kandır,
Vatana sahip çıkmak imandandır.

EyüphanAydın 13.12.2007 15:11

--->: Vatan Şirrleri
 
[B]And[/B]
Gelecek günler çocuklarım için doğacak,
Bu vatan olmazsa gelecek olmayacak.
Eğerki vatan için, eğerki gelecek günler için,
Bu vatan şehit isterse,
Bilinki,
Bu Asker ölene kadar,
Vatan için savaşacak.

talha58 17.12.2007 19:44

--->: Sivas'a Şiir
 
[B][COLOR="Indigo"]Bu konuyu ben açmıştım ne olmuş mesajlar falan kaybolmuş. Konu değişmiş. :)[/COLOR][/B]

talha58 25.12.2007 19:08

SİVAS AĞITI
 
[B][COLOR="Indigo"]Bir Yavuz Bülent Bakiler klasiği daha. İşte Sivas Ağıtı.

SİVAS AĞITI

Gardaş itin öliyim möhürlendi rızgımız
Gırıldı çoluh-çocuh
Söylemesi ayıp emmeee,nööörek işde
Kaç gündür acuh

Vallah alayımız dertle yummuşuh
Sabah-akşam soframızda bir guru ekmek
Haram olsun gursağımız sıcah çorba gördüyse
Haram olsun yediysek bir parça sucuh

Düşün!Nasıl doyaruhh biz sofrada on gaşuh
Nasıl ısınuruh bu Suvaz ayazında...
Ev desen ev döööl oturduğumuz
Gışın ölü damı,yazın alaçuh

İş gelir elimden hani üçbuçuh
Kime vardıysam bahdım ağızsız dilsiz duvar...
Galdım mı ortalarda bir başıma sahapsuz
Nasıl Sıvazluysah,nasıl gardaşuh?

Aklım fikrim hepten garmagaruşuh
Böler uykularımı pavluka düdükleri
Bak hamam utancımdan yüzüne bebelerim
hohlayamam ellerine,yanaklarına artuh.

Oturup ağlasam almaz yakuşuh
Düşerim sedire elsüz-ayahsuz
Bizimki çocuhları avutmaya çalışır
Elinde birkaç aşuuh...

Gardaş itin öliyim möhürlendi rızgımız
Gırıldı çoulh çocuh
Söylemesi ayıp emmeee,nööörek işde
Kaç gündür acuh.

Yavuz Bülent BAKİLER[/COLOR][/B]

sivas_kangallı 25.12.2007 19:15

--->: SİVAS AĞITI
 
çok güsel bi şiir...............

ethembey 25.12.2007 19:20

--->: Sivas'a Şiir
 
siirler güzel sagol...........

SeraX 06.01.2008 13:30

--->: Sivas'a Şiir
 
[B][QUOTE=puar;5570]Sivas yolları uzun ve taşlı
Kızıldağ karlı ve yağışlı
Sevdiğim nazlı yarim, uzun siyah saçlı
Sevme gönül sevme sende yanarsın[/QUOTE]

ELini SAgLık.. GüzeL................[/B]

zaralım 58 08.01.2008 23:35

SİVAS SEVDASI
 
SİVAS SEVDASI

Toroslara dayanır dağlarımız
Denizlere dökülür ırmağımız
Atamızdan armağandır
Yiğidolardır lakabımız

Geliyor SİVAS bakınız biraz
İşte geldi KIRMIZI-BEYAZ

Kanaryayı susturacağız
Aslanı terbiye edeceğiz
Kartalı yuvadan uçuracağız
Trabzon'u takası ile batıracağız

Geliyor SİVAS bakınız biraz
İşte geldi KIRMIZI-BEYAZ

Süper ligde eseceğiz
Bütün rakipleri ezeceğiz
Bekle bizi Avrupa
Yakında senide titreteceğiz

Geliyor SİVAS bakınız biraz
İşte geldi KIRMIZI-BEYAZ

Kırmızı beyaz renklerimiz
Bükülmez çelik bileğimiz
Futbol tarihine yazacağız
Anlı şanlı SİVAS

Geliyor SİVAS bakınız biraz
İşte geldi KIRMIZI-BEYAZ

bababey58 09.01.2008 07:18

--->: SİVAS SEVDASI
 
çok süper olmuş eline kalbine ağzına sağlık

zaralım 58 09.01.2008 08:49

--->: Sivas'a Şiir
 
paylaşım için teşekkürler......

okkan 20.01.2008 00:07

--->: Sivas'a Şiir
 
Kızılırmak senden doğar.Kızıldağdan çıkıp akar...Eğri köprü tarih olmuş...Üzerinde nöbet tutar.GARDAŞ sözüne hasretim Sivas benim memleketim.

ozmenemmetin 22.01.2008 13:09

--->: -->: Sivas'a Şiir
 
[QUOTE=çılgın-sedat;167310]dur gardaş! biselam ver geç, dosduna
yabancı değilsin, bizim eldensin
endamın gururun bize benziyor
yiğidin harman olduğu yerdensin

SİVASlısın gardaş tanıdım seni
nerdensin söyle gardaş ilçeni?
bilirim ben SİVASımdan göçeni
garadş sen SİVASın nerseindensin[/QUOTE]

Sivaslıyım gardaş sorma neresinden
Şarkışla Hafik Suşehrinden
Yiğidin harman olduğu o soğuk ilden
Sivaslıyım gardaş Sivaslı sorma neresinden

Gemerek Zara Gürünümüzden
Uzunyayla Kangal Yıldızelinden
Divriği İmranlı Koyulhisardan
Sivaslıyım gardaş Sivaslı sorma neresinden

Madımak topladım tüm dağlarında
Kepenek suyunu içtim ovalarında
Halayını çektim yaylarında
Sivaslıyım gardaş sivaslı hertarafından...

58svs58 22.01.2008 13:37

--->: Sivas'a Şiir
 
sivaslı olmak ayrıcalıktır
şükretmeyen, övünmeyen
küçüğüne sevgi göstermeyen
ya babadan sivaslı ya namerttir.

her işinde dürüst olmayan
hakkı adaleti bilmeyen
büyüğüne saygı göstermeyen
ya babadan sivaslı ya namerttir.

sivaslı olanın çocuğu kahbe olmaz
düşküne sallayandan sivaslı olmaz
hem anadan hem babadan sivaslı ise zarar gelmez
bu nasıl şiirse bende anlamadım

58svs58 22.01.2008 13:38

--->: Sivas'a Şiir
 
ben şu yukardaki şiiri buraya yazdım ama bişey anlamadım

Bahattin 22.01.2008 13:53

--->: Sivas'a Şiir
 
siirleriniz cok guzel arkadaslar ins dahada cok yazarsiniz

Buraq58 22.01.2008 16:59

--->: Sivas'a Şiir
 
[size=3]Gel hemserim gel! Verelim bas basa
Hep beraber, hep birlikte gidelim GÜHERTAS'a
Tarlasi tasli, yolu yokuslu
Daglari, bayirlari yayla çiçegi kokuslu
Çoraplari heybeleri Türkmen nakisli
Ne hostur, eveligi madimagi GÜHERTAS'in.

Bahar geldi mi koyun kuzu çobana emanet
Gençlerin önünde boynuzlari çitak öküzler
Korucu korkusuyla güderlerdi meralarda
Derelerde çimerdi çocuklar
Ne hostu, soguk suyun basinda peksimeti GÜHERTAS'in.

Hatirlayin… Hatirlayin hele su yayla göçünü
Kagni arabalari dizilirdi sira sira…
Süslenirdi öküzler…Süslenirdi gelincik kiz gibi
Alli pullu kizlar Turnalar söylerdi Yazinin basinda
Ne hostu, yollarda kagni gicilatmasi GÜHERTAS'in.

Yaylaya bir baksana, yemyesil olmus
Koyun gözleri ile dolmus her taraf
Kadin, kiz- koyun, kuzu birbirine karismis
Kuzun agzinda nisanlisini yakalamis delikanlilar
Ne hostu Hacinin Yurdunda davar geçmesi GÜHERTAS'in.

Ninemin sirtinda kozak çuvali
Dumanlari yükselirdi, yayla evlerinin bacalarindan
Insanlar mutlu, huzurlu, yüzler gülerdi
Aksam olmus inek bicik hepsi tamam
Ne hostu çira isiginda aksami GÜHERTAS'in

Zaman göç zamani kosu mali inerdi köye
Yüklenirdi kagnilar, dizilirdi katar katar
Ellerde kömüs yogurdu, biçak kesmez kaymagi
Öglen sicaginda kusluga gelirdi öküzler
Demlenirdi kadinsiz evlerde çaylar çirce suyundan
Ne hostu bu vakitte Çökeligi GÜHERTAS'in.

Bostanlar kazmalanirdi, fideler dikilirdi
Mugrasulun otlrari biçilecek zamana gelirdi
‘'Ey Ahali…Yarin ota baslanacak''derdi bekçi
Anca beraber, ganca beraber derdi elbet
Ne hostu, Sarukayada ot biçmesi GÜHERTAS'in

Elinde orak, sirtinda besik, tarlaya giderdi kadinlar
Ekinler biçilirdi, hanlar bölünürdü, yigilirdi yiginlar
Hüzünlü türkülerle inler daglar taslar
Kagnilar yüklenirdi özene bezene
Yollarda kagni arabalari gicilardi dertli dertli
Ne hostu sap arabasinda uyumasi GÜHERTAS'in.

Saplar çekilirdi, düvenler dönerdi
Agustos sicagi vururdu öküzlerin basina
Düveni alip kaçarlardi gölge yere
Sirtinda kazakla harman aktarirdi Ahmet Amca
Ne hostu, Agustosta serin gölgesi GÜHERTAS'in,

Aksam odlu mu, kurulurdu makinelar
Gelirdi her harmandan bir makina sesi
Tiglar çikarilir, çecler elenirdi
Bugdaylar doldurulurdu kil çuvallara
Bir isi bitirmenin mutlulugu vardi gözlerde
Ne hostu, harmanda tozu topragi GÜHERTAS'in

Otururdu caminin kapisinda ak sakalli dedeler
Göklere yükselirdi, minareden bes vakit ezan sesi
Cuma günleri cami dolardi tiklim tiklim,
Köyün sorunlari konusulurdu Cuma çikisinda
Baslardi, çekis, dögüs, bagirmalar, çagirmalar
Ne hostu, Cuma çikisinda kavgasi GÜHERTAS'in

Harmanlar içeri atilinca gönüller rahatlardi
Biraz keven kesilirdi, birazda gazel toplanirdi
Odunumuz az derdi Mehmet dayi biraz daha odun
Kis dedigin derin dere ne olur ne olmaz
Ne hostu, kis aylarinda kizak kaymasi GÜHERTAS'in.

Kis geldimi dügün dernek kurulurdu
Danis yenirdi, kahya seçilirdi, saçi salinirdi
Güres meydanlarinda kizisirdi pehlivanlar
Damat da damatti hani, fesli salvarli
Ata binerdi telli duvakli gelinler
Ne hostu, dügünlerde davulu zurnasi GÜHERTAS'in.

Okul civil civildi.Hoca mektebi dolup tasardi.
Ellerinde Kur'an, sokakta gezerdi delikanlilar
Kizlar agiz dersi alir, çikardi Fergaba
Mektebe gelirdi, findiklar, armutlar
Ne hostu, Hoca mektebinde falakasi GÜHERTAS'in

Kis aksamlari toplanilirdi Büyük odaya
Yalilar anlatirlardi, yasadiklari anilari
Gençler toplanmis saya oynaylardi bacalarda
Kimi Ibis, kimi Gelin, kimi Fate olurdu.
Gezilirdi ev, ev, toplanirdi bahsisler
Ne hostu, kis aylarinda Sayasi GÜHERTAS'in

Ey hemserim! Birde simdi gör köyünü
Boynunu bükmüs, mahzun mahzun bakar minare
Evler issiz, yollar insansiz, harmanlar kuzusuz
Madimak oymaklari, bekler olmus elleri kinali kizlari
Armutlar Bile arar olmus dallarini kiran çocuklari
Ne hostu, büyük hocadan çalinan menündüsü GÜHERTAS'in

Üzülme! Üzülme ayriyim diye köyümden
Geçim derdi, gelecek derdi, seni ayirdi yurdundan
Ama bozmadi Gühertas'li Dirligini düzenini hiçbir zaman
Gühertas orda kaldi. Ama sen Gühertas yaptin ISTANBUL'u
Ne hostu, Ne hostur Kültür Merkezi GÜHERTAS'in… [/size]


[size=3]Gel hemserim gel! Verelim bas basa
Hep beraber, hep birlikte gidelim GÜHERTAS'a
Tarlasi tasli, yolu yokuslu
Daglari, bayirlari yayla çiçegi kokuslu
Çoraplari heybeleri Türkmen nakisli
Ne hostur, eveligi madimagi GÜHERTAS'in.

Bahar geldi mi koyun kuzu çobana emanet
Gençlerin önünde boynuzlari çitak öküzler
Korucu korkusuyla güderlerdi meralarda
Derelerde çimerdi çocuklar
Ne hostu, soguk suyun basinda peksimeti GÜHERTAS'in.

Hatirlayin… Hatirlayin hele su yayla göçünü
Kagni arabalari dizilirdi sira sira…
Süslenirdi öküzler…Süslenirdi gelincik kiz gibi
Alli pullu kizlar Turnalar söylerdi Yazinin basinda
Ne hostu, yollarda kagni gicilatmasi GÜHERTAS'in.

Yaylaya bir baksana, yemyesil olmus
Koyun gözleri ile dolmus her taraf
Kadin, kiz- koyun, kuzu birbirine karismis
Kuzun agzinda nisanlisini yakalamis delikanlilar
Ne hostu Hacinin Yurdunda davar geçmesi GÜHERTAS'in.

Ninemin sirtinda kozak çuvali
Dumanlari yükselirdi, yayla evlerinin bacalarindan
Insanlar mutlu, huzurlu, yüzler gülerdi
Aksam olmus inek bicik hepsi tamam
Ne hostu çira isiginda aksami GÜHERTAS'in

Zaman göç zamani kosu mali inerdi köye
Yüklenirdi kagnilar, dizilirdi katar katar
Ellerde kömüs yogurdu, biçak kesmez kaymagi
Öglen sicaginda kusluga gelirdi öküzler
Demlenirdi kadinsiz evlerde çaylar çirce suyundan
Ne hostu bu vakitte Çökeligi GÜHERTAS'in.

Bostanlar kazmalanirdi, fideler dikilirdi
Mugrasulun otlrari biçilecek zamana gelirdi
‘'Ey Ahali…Yarin ota baslanacak''derdi bekçi
Anca beraber, ganca beraber derdi elbet
Ne hostu, Sarukayada ot biçmesi GÜHERTAS'in

Elinde orak, sirtinda besik, tarlaya giderdi kadinlar
Ekinler biçilirdi, hanlar bölünürdü, yigilirdi yiginlar
Hüzünlü türkülerle inler daglar taslar
Kagnilar yüklenirdi özene bezene
Yollarda kagni arabalari gicilardi dertli dertli
Ne hostu sap arabasinda uyumasi GÜHERTAS'in.

Saplar çekilirdi, düvenler dönerdi
Agustos sicagi vururdu öküzlerin basina
Düveni alip kaçarlardi gölge yere
Sirtinda kazakla harman aktarirdi Ahmet Amca
Ne hostu, Agustosta serin gölgesi GÜHERTAS'in,

Aksam odlu mu, kurulurdu makinelar
Gelirdi her harmandan bir makina sesi
Tiglar çikarilir, çecler elenirdi
Bugdaylar doldurulurdu kil çuvallara
Bir isi bitirmenin mutlulugu vardi gözlerde
Ne hostu, harmanda tozu topragi GÜHERTAS'in

Otururdu caminin kapisinda ak sakalli dedeler
Göklere yükselirdi, minareden bes vakit ezan sesi
Cuma günleri cami dolardi tiklim tiklim,
Köyün sorunlari konusulurdu Cuma çikisinda
Baslardi, çekis, dögüs, bagirmalar, çagirmalar
Ne hostu, Cuma çikisinda kavgasi GÜHERTAS'in

Harmanlar içeri atilinca gönüller rahatlardi
Biraz keven kesilirdi, birazda gazel toplanirdi
Odunumuz az derdi Mehmet dayi biraz daha odun
Kis dedigin derin dere ne olur ne olmaz
Ne hostu, kis aylarinda kizak kaymasi GÜHERTAS'in.

Kis geldimi dügün dernek kurulurdu
Danis yenirdi, kahya seçilirdi, saçi salinirdi
Güres meydanlarinda kizisirdi pehlivanlar
Damat da damatti hani, fesli salvarli
Ata binerdi telli duvakli gelinler
Ne hostu, dügünlerde davulu zurnasi GÜHERTAS'in.

Okul civil civildi.Hoca mektebi dolup tasardi.
Ellerinde Kur'an, sokakta gezerdi delikanlilar
Kizlar agiz dersi alir, çikardi Fergaba
Mektebe gelirdi, findiklar, armutlar
Ne hostu, Hoca mektebinde falakasi GÜHERTAS'in

Kis aksamlari toplanilirdi Büyük odaya
Yalilar anlatirlardi, yasadiklari anilari
Gençler toplanmis saya oynaylardi bacalarda
Kimi Ibis, kimi Gelin, kimi Fate olurdu.
Gezilirdi ev, ev, toplanirdi bahsisler
Ne hostu, kis aylarinda Sayasi GÜHERTAS'in

Ey hemserim! Birde simdi gör köyünü
Boynunu bükmüs, mahzun mahzun bakar minare
Evler issiz, yollar insansiz, harmanlar kuzusuz
Madimak oymaklari, bekler olmus elleri kinali kizlari
Armutlar Bile arar olmus dallarini kiran çocuklari
Ne hostu, büyük hocadan çalinan menündüsü GÜHERTAS'in

Üzülme! Üzülme ayriyim diye köyümden
Geçim derdi, gelecek derdi, seni ayirdi yurdundan
Ama bozmadi Gühertas'li Dirligini düzenini hiçbir zaman
Gühertas orda kaldi. Ama sen Gühertas yaptin ISTANBUL'u
Ne hostu, Ne hostur Kültür Merkezi GÜHERTAS'in… [/size]


[size=3]Gel hemserim gel! Verelim bas basa
Hep beraber, hep birlikte gidelim GÜHERTAS'a
Tarlasi tasli, yolu yokuslu
Daglari, bayirlari yayla çiçegi kokuslu
Çoraplari heybeleri Türkmen nakisli
Ne hostur, eveligi madimagi GÜHERTAS'in.

Bahar geldi mi koyun kuzu çobana emanet
Gençlerin önünde boynuzlari çitak öküzler
Korucu korkusuyla güderlerdi meralarda
Derelerde çimerdi çocuklar
Ne hostu, soguk suyun basinda peksimeti GÜHERTAS'in.

Hatirlayin… Hatirlayin hele su yayla göçünü
Kagni arabalari dizilirdi sira sira…
Süslenirdi öküzler…Süslenirdi gelincik kiz gibi
Alli pullu kizlar Turnalar söylerdi Yazinin basinda
Ne hostu, yollarda kagni gicilatmasi GÜHERTAS'in.

Yaylaya bir baksana, yemyesil olmus
Koyun gözleri ile dolmus her taraf
Kadin, kiz- koyun, kuzu birbirine karismis
Kuzun agzinda nisanlisini yakalamis delikanlilar
Ne hostu Hacinin Yurdunda davar geçmesi GÜHERTAS'in.

Ninemin sirtinda kozak çuvali
Dumanlari yükselirdi, yayla evlerinin bacalarindan
Insanlar mutlu, huzurlu, yüzler gülerdi
Aksam olmus inek bicik hepsi tamam
Ne hostu çira isiginda aksami GÜHERTAS'in

Zaman göç zamani kosu mali inerdi köye
Yüklenirdi kagnilar, dizilirdi katar katar
Ellerde kömüs yogurdu, biçak kesmez kaymagi
Öglen sicaginda kusluga gelirdi öküzler
Demlenirdi kadinsiz evlerde çaylar çirce suyundan
Ne hostu bu vakitte Çökeligi GÜHERTAS'in.

Bostanlar kazmalanirdi, fideler dikilirdi
Mugrasulun otlrari biçilecek zamana gelirdi
‘'Ey Ahali…Yarin ota baslanacak''derdi bekçi
Anca beraber, ganca beraber derdi elbet
Ne hostu, Sarukayada ot biçmesi GÜHERTAS'in

Elinde orak, sirtinda besik, tarlaya giderdi kadinlar
Ekinler biçilirdi, hanlar bölünürdü, yigilirdi yiginlar
Hüzünlü türkülerle inler daglar taslar
Kagnilar yüklenirdi özene bezene
Yollarda kagni arabalari gicilardi dertli dertli
Ne hostu sap arabasinda uyumasi GÜHERTAS'in.

Saplar çekilirdi, düvenler dönerdi
Agustos sicagi vururdu öküzlerin basina
Düveni alip kaçarlardi gölge yere
Sirtinda kazakla harman aktarirdi Ahmet Amca
Ne hostu, Agustosta serin gölgesi GÜHERTAS'in,

Aksam odlu mu, kurulurdu makinelar
Gelirdi her harmandan bir makina sesi
[B]Tiglar çikarilir, çecler elenirdi
Bugdaylar doldurulurdu kil çuvallara
Bir isi bitirmenin mutlulugu vardi gözlerde
Ne hostu, harmanda tozu topragi GÜHERTAS'in [/B]

Otururdu caminin kapisinda ak sakalli dedeler
Göklere yükselirdi, minareden bes vakit ezan sesi
Cuma günleri cami dolardi tiklim tiklim,
Köyün sorunlari konusulurdu Cuma çikisinda
[B]Baslardi, çekis, dögüs, bagirmalar, çagirmalar
Ne hostu, Cuma çikisinda kavgasi GÜHERTAS'in[/B]

Harmanlar içeri atilinca gönüller rahatlardi
Biraz keven kesilirdi, birazda gazel toplanirdi
Odunumuz az derdi Mehmet dayi biraz daha odun
Kis dedigin derin dere ne olur ne olmaz
Ne hostu, kis aylarinda kizak kaymasi GÜHERTAS'in.

Kis geldimi dügün dernek kurulurdu
Danis yenirdi, kahya seçilirdi, saçi salinirdi
Güres meydanlarinda kizisirdi pehlivanlar
Damat da damatti hani, fesli salvarli
Ata binerdi telli duvakli gelinler
Ne hostu, dügünlerde davulu zurnasi GÜHERTAS'in.

Okul civil civildi.Hoca mektebi dolup tasardi.
Ellerinde Kur'an, sokakta gezerdi delikanlilar
Kizlar agiz dersi alir, çikardi Fergaba
Mektebe gelirdi, findiklar, armutlar
Ne hostu, Hoca mektebinde falakasi GÜHERTAS'in

Kis aksamlari toplanilirdi Büyük odaya
Yalilar anlatirlardi, yasadiklari anilari
Gençler toplanmis saya oynaylardi bacalarda
Kimi Ibis, kimi Gelin, kimi Fate olurdu.
Gezilirdi ev, ev, toplanirdi bahsisler
Ne hostu, kis aylarinda Sayasi GÜHERTAS'in

Ey hemserim! Birde simdi gör köyünü
Boynunu bükmüs, mahzun mahzun bakar minare
Evler issiz, yollar insansiz, harmanlar kuzusuz
Madimak oymaklari, bekler olmus elleri kinali kizlari
Armutlar Bile arar olmus dallarini kiran çocuklari
Ne hostu, büyük hocadan çalinan menündüsü GÜHERTAS'in

Üzülme! Üzülme ayriyim diye köyümden
Geçim derdi, gelecek derdi, seni ayirdi yurdundan
Ama bozmadi Gühertas'li Dirligini düzenini hiçbir zaman
Gühertas orda kaldi. Ama sen Gühertas yaptin ISTANBUL'u
Ne hostu, Ne hostur Kültür Merkezi GÜHERTAS'in… [/size]

Sabiha Serin 26.01.2008 23:13

CANIM SİVAS'IM
 
CANIM SİVAS’IM


Seni çok özledim göresim geldi
Burnumda tütersin canım Sivas’ım
Hasretin bağrımı ok gibi deldi
Sevdadan betersin canım Sivas’ım

Dört Eylül başımda bir altın tacım
Ata’mın izinde bal olur acım
Göğümde meşalem, derde ilacım
Sen bana yetersin canım Sivas’ım!

Sen bu güzel yurdun narin şehrisin
Yurda kem bakanın keskin zehrisin
Ozanların yüreğinde bahrisin
Veysel’ce tütersin canım Sivas’ım

Kubbeler kasırlar canlı şahitler
Uğruna can verdi nice yiğitler
O civan balalar, şanlı şehitler
Şana şan katarsın canım Sivas’ım!

Dağlarında süzgün rüzgârın eser
İnsanın düşküne yardımı sever
En sıcak en cömert, misafirperver
Kalbimde atarsın canım Sivas’ım!

Kepenek suyunla yüreğim sönsün
Madımak silkinip çiçeğe dönsün
Çifte minarede mahyalar yansın
Cana can katarsın canım Sivas’ım!



SABİHA SERİN
Araştırmacı Yazar Şair
SİVAS


Not: İstenildiği takdirde bu şiirim aşağıdaki linkten
sesli video klip olarak dinlenip izlenebilir.

[url]http://www.youtube.com/watch?v=IeFIfbGVYLo[/url]

dülger58 26.01.2008 23:40

--->: Sivas'a Şiir
 
GAYET GÜZEL ŞİİRLER.CAHİT KÜLEBİNİN ŞİİRİ BİR BAŞKA GÜZEL...

4 EYLÜLDE BULUŞALIM
STADI DOLDURUP COŞALIM
SİVAS GOL ATTIKÇA
YİGİDOLARLA COŞALIM

[COLOR="Red"]HERZAMAN DESTEK.TAM DESTEK 5058[/COLOR]

EyüphanAydın 28.01.2008 01:59

--->: Sivas'a Şiir
 
[B][CENTER][COLOR="Red"]S[/COLOR] evda bulutları kanatırken yüreğimin taa derinliklerini
[COLOR="Red"]İ[/COLOR] nanılmaz ve acımasız acıların girdabında boğulurken,
[COLOR="Red"]V[/COLOR] akur, işveli ve bir o kadar da inatçı sancılar kor gibi
[COLOR="Red"]A[/COLOR] ma ani bir kıvılcım, şaşkın bir şimşek..!
[COLOR="Red"]S[/COLOR] avurdu birden inatçı bulutları ve sancılarımı...



[COLOR="Red"]B[/COLOR] edenim, bir rüya aleminde bulutlar üzerinde sanki,
[COLOR="Red"]E[/COLOR] ngin bir yeşilliğin ucunda, derin bir maviliğin derinliğinde
[COLOR="Red"]N[/COLOR] emrut'un ateşine meydan okuyan İbrahimler misali
[COLOR="Red"]İ[/COLOR] lmik ilmik, nakış nakış, nağme nağme işliyor toprağımı
[COLOR="Red"]M[/COLOR] eçhule giden bir geminin yolcuları gibi umarsızca

[COLOR="Red"]H[/COLOR] üzünlü gecelerin aydınlığında varolmuşum ben,
[COLOR="Red"]E[/COLOR] n güneşli gündüzlerin karanlığında kaybolmuşum ben,
[COLOR="Red"]R[/COLOR] eyhan kokulu, kekik kokulu, madımak kokulu Sivasımı özlemişim ben,

[COLOR="Red"]Ş[/COLOR] u yüreğim lime lime parçalanırken diyar-ı gurbette
[COLOR="Red"]E[/COLOR] şsiz Sivasımın eşsiz güzelliklerini harmanlıyorum düven misali
[COLOR="Red"]Y[/COLOR] ok mu feryadımı duyacak bir dost, acımı dindirecek bir yaren ?
[COLOR="Red"]İ[/COLOR] liklerim sızlıyor, Kösedağı düşündükçe, sızlatan suyunu hayal ettikçe...
[COLOR="Red"]M[/COLOR] oça Dağı, Tecer Dağı, Bey Dağı, Yıldız, Kızılırmak duyun sesimi...[/CENTER][/B]

EyüphanAydın 28.01.2008 02:01

--->: Sivas'a Şiir
 
[B]GURBETTEN SİVASA

merhaba güneşten aya
zaranın güzel tatlı balına
deriden akan kızlırmağına
hasret kalırım gurbrtten sivasa


şifalıdır balıklı kaplıcası
dünyada tanılmış kangalı
douma olmayan madımağı
hasret kalırım gurbetten sivasa


sılamın güzel kazaları
türküyü söyler yürek delen ozanları
sazım çalınca dönülen semahları
hasret kaırım gurbetten sivasa


anadolu deyince akla SİVAS gelir
desen dersen kilim dikilir
giripde çıkamadığın çermikleri
hasret kalırım gurbetten sivasa[/B]

EyüphanAydın 28.01.2008 02:01

--->: Sivas'a Şiir
 
[B]SİVAS'A METHİYE

Hayran oldum baharına yazına,
Açar gonca arasından uzanır gider
Dağlar arasından uzanır gider
İnişli çıkışlı yolu SİVAS'ın

Traktör tarlalarda çalışır
Ak kuzuya kara kuzu karışır
Oğul gelin babasına danışır
Öpülür büyüğün eli SİVAS'ın

Sivas yayla dereler dağların ardı,
Atamız burada kongre kurdu
Ozanlar diyarı aşıklar yurdu
Çalar ince ince teli SİVAS'ın

Tohum eker ovasına düzüne
Yiğitleri sadık olur sözüne
Laf söyletmez gelinine kızına
Bükülmez bileği, beli SİVAS'ın

Koyunu, kuzusu yaylada otlar
Biner koçyiğitler şahlanır atlar
Düğünler kurulur silahlar patlar
Bol olur kaymağı balı SİVAS'ın

Okur cahil kalmaz şehiri, köyü,
Pınarlardan akar soğuktur suyu
Bir mecliste durur çobanı, beyi
Kibir, benllik gütmez dili SİVAS'ın

Beş vakit namazda camiler dolar,
Yaradana kulluk etmeyi diler
Yaşıyor bağrında ulular, pirler
Cennete uzanır yolu SİVAS'ın

Kazam Şarkışla, Sivas'tır ilim,
Seni methetmekten durmuyor dilim,
Biraz acı değer rüzgarın, yelin,
Yurdagül kölesi, kulu SİVAS'ın[/B]

EyüphanAydın 28.01.2008 02:02

--->: Sivas'a Şiir
 
[B] Karadut Gerçegi


"KARADUT" GERÇEĞİ

1949'da bir gün İstanbul Büyük Kulüp'teki bir toplantıda, davetliler Bedri Rahmi Eyüboğlu'ndan bir şiir okumasını istediler. Eyüboğlu ayağa kalktı ve Karadut'u okumaya başladı:

"Karadutum, çatal karam, çingenem/
Daha nem olacaktın bir tanem/
Gülen ayvam, ağlayan narımsın/
Kadınım, kısrağım, karımsın"...

Bedri Rahmi, şiiri okurken aniden gözlerinden yaşlar süzüldü.Salondaki herkes niye ağladığını anlamıştı; tabii herkesten çok, hemen yanı başındaki karısı Eren Eyüboğlu... Çünkü şiirde "kadınım, kısrağım, karımsın" dediği kadın, karısı değildi.

Bu şiiri 3 yıl önce, bir başka kadın için yazmıştı: Mari Gerekmezyan...


"Kara saplı bıçak gibi"

Mari, Bedri Rahmi'nin asistanlık yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi'nin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelmişti. O dönem askerliğini yapmakta olan şair - ressamın sinesine, "kara saplı bir bıçak gibi" saplanmıştı. Mari, Bedri Rahmi'nin bir büstünü yapmıştı. Bedri Rahmi bu büstü, Mari'nin çeşit çeşit portresiyle ve ona yazılmış şiirlerle yanıtlamıştı. Artık aşklarından bütün İstanbul haberdardı. Bedri Rahmi, sanatında tam bir patlama yaşıyor, Eren Eyüboğlu ise sabırla eşinin kendisine dönmesini bekliyordu.


Yorgun yürek

"Karadut", 1946'da menenjit tüberküloz kaptı. İyileşebilmesi için antibiyotik lazımdı. Savaş yeni bitmişti ve ilaç ateş pahasıydı.

Bedri Rahmi, genç sevgilisine ilaç alabilmek için tablolarını elden çıkarmaya başladı. Ancak bu çabalar da sonuç vermedi ve o yıl İstanbul Alman Hastanesi'nden Mari Gerekmezyan'ın ölüm haberi geldi.

Bedri Rahmi yıkılmıştı.
Sevgilisini sonsuzluğa uğurladıktan sonra keder içinde eve döndüğünde kendisini teselli eden, yine eşi Eren olacaktı. O dönem içkiye başladı ünlü şair...
Aşağıdaki şiir, o dönemin ürünüdür:

"Türküler bitti/
Halaylar durdu/
Horonlar durdu/(..)
Hüzün geldi baş köşeye kuruldu /
Yoruldu yüreğim, yoruldu."

Eren Eyüboğlu, eşinin bu zor dönemi atlatmasına yardımcı oldu. Onu yeniden sanatıyla buluşturmak için çabaladı.
Başardığını sanıyordu.
Ta ki Büyük Kulüp'teki o geceye kadar...
"Karadut"u okurken, Bedri Rahmi'nin yanaklarından süzülen gözyaşları, sevda yarasının hâlâ kapanmadığının kanıtıydı.
Bunun üzerine Eren, bir süre Paris'te yaşamaya karar verdi. Oradan eşine yazdığı bir mektupta "o gece"yi hatırlattı:

4 Ocak 1950 - PARiS

"Canuşkam,

Kulüpte bir gece, şiir okumuştun, hani! Hatırladın mı? Gözlerinden, birden yaşlar döküldüğünü görünce içimin karardığını hissetmiştim. Sesin, nasıl titremişti.

Hey! Bütün bunları hatırlıyor musun? Sanki böğrüme, kızgın bir ütü yapmışmış gibi olmuştum. O gece... Senin seneler sonra bile olsa yanıp tutuştuğunu anlamıştım! Bedri'nin ruhuna, insan üstü bir gücün acıyıp, ona güç vermesi için dua etmiştim. Ruhunun çektiği acıları Allah dindirsin. Allah sana resim yapma sevinci versin ve bizim yanımızda yaşamaktan, mutluluk duyabilmeni sağlasın.

Eren."


'Buna katlandımsa.'

Bu dualar işe yaradı. Bedri Rahmi, 11 yaşındaki oğluyla eşine [/color][/size]döndü.
1974'teki ölümüne kadar geçen çeyrek asrı, aynı evde çalışıp üreterek, diz dize birlikte tükettiler. Öldüğü gün, eşi Eren cenazeden dönüşte, 35 yaşına gelmiş oğlunu karşısına oturttu:

"Babanı uğurladık" dedi, "Ama şunu bilmeni istiyorum ki, ona çok kırıldım. Yaşadığı ilişkiyi unutmadım. Hiçbir kadın aşağılanmayı kabul etmez. Buna katlandımsa, bil ki, sadece senin hayatın kararmasın diyedir."
[/B]

EyüphanAydın 28.01.2008 02:03

--->: Sivas'a Şiir
 
[B] sivas...

—Dön Aslına be Sivas

Yaktılar içimizi yüzümüze bakmadan
Pir sultan şehrisin sen, dön aslına be Sivas
Yaktılar semahları, bedenleri yıkmadan
Pir sultan şehrisin sen, dön aslına be Sivas

Yok etsen içindeki kararmış beyinleri
Sarmalasan yeniden insanım diyenleri
Beslemesen bağrında içinden oyanları
Pir sultan şehrisin sen, dön aslına be Sivas

İzin verme bir daha nefer ol yananlara
Alma caddelerine yobaza kananlara
Kapat tüm yollarını nefreti ananlara
Pir sultan şehrisin sen, dön aslına be Sivas

Et lokantası olmuş bak madımak oteli
Dindirebildin mi ki gözünden akan seli
Kıramadın değil mi lokanta yapan eli
Pir sultan şehrisin sen, dön aslına be Sivas

Cihat ilan etmişler, nefret kokan beyinler
Kapkaradır gözleri ölüm saçar hainler
Et kokusu içindir yaptıkları ayinler
Pir sultan şehrisin sen, dön aslına be Sivas

İnsanlıktan çıkanlar sardı dört bir yanını
İçtikçe doymadılar semahların kanını
Unutma o tarihi hatırla her anını
Pir sultan şehrisin sen, dön aslına be Sivas

Top tüfekle gelmişler savaşa mı giderler
Tanklarda tüm mollalar yılan gibi sinerler
Utanmayı bilmezler Allah adın anarlar
Pir sultan şehrisin sen, dön aslına be Sivas

Kurtulacaksın bir gün, çalınan bu karadan
Soracak semahların hesabını yaradan
Kovacaksın biliyorum yobazları oradan
Pir sultan şehrisin sen, dön aslına be Sivas

Bırak çalınsın sazlar, yankı olsun dağında
Bırak söylensin türkü, sevda olsun bağında
Azat et semahları, esir etme ağında
Pir sultan şehrisin sen, dön aslına be Sivas

Türkan Dinçer[/B]

EyüphanAydın 28.01.2008 02:04

--->: Sivas'a Şiir
 
Bırak çalınsın sazlar, yankı olsun dağında
Bırak söylensin türkü, sevda olsun bağında
Azat et semahları, esir etme ağında
Pir sultan şehrisin sen, dön aslına be Sivas.

EyüphanAydın 28.01.2008 02:10

--->: Sivas'a Şiir
 
[B]Ben tanırım
Bu bulut bizim oranın bulutu
Hemşeriyiz ne de olsa
Benim için kalkmış ta Sivas'tan gelmiş
Yurdumun bulutu
Başımın üstünde yeri var

Ben bilirim
Bu rüzgar bizim oranın rüzgarı
Hemşerimiz ne de olsa
Benim için kopup gelmiş yayladan
Yurdumun rüzgarı
Kurutsun diye akan kanlarımı

Ben anlarım
Bu acı bizim ora işi, hançer acısı
Bir ülkedeniz ne de olsa
Aynı dili konuşsak da
Anlamayız birbirimizi
Hançerin nakışı
Tanıdım acısından, Sivas işi

Ben duyarım, duyumsarım
Bizim oranın sızısı bu
Binip kara bir buluta Sivas ilinden
Sivas rüzgarında uçup gelmiş
Helallik dilemeye

Ey yüreğimin onmaz acıları
Ey beynimin dinmez sancıları
Suç ne bende, ne de sende
Ne de olsa yurttaşımsın
Kapalı da olsa bütün vicdan kapıları yüzüme
Bilmelisin, bir yerin var can evimde[/B]

EyüphanAydın 28.01.2008 02:11

--->: Sivas'a Şiir
 
[B]GARDAŞ SEN SİVASIN NERESİNDENSİN?
Dur gardaş! Bir selam ver geç dostuna
Yabancı değilsin, bizim eldensin
Endamın gururun bize benziyor
Yiğidin harman olduğu yerdensin
------
Sivaslısın gardaş tanıdım seni
Neredensin söyle gardaş ilçeni?
Bilirim ben Sivas’ımdan göçeni
Gardaş, sen Sivas’ın neresindensin?
------
Demirim, çeliğim sana emanet
Yiğitlik var serde, etmezsin minnet
Çalışkan, hatırnaz, hem dost hem de mert
Gardaş, Divriği’nin neresindensin?
------
Gökpınar’ın berrak suyundan mısın?
Selçukların asil soyundan mısın?
Yoksa üç beldenin birinden misin?
Gardaş, sen Gürün’ün neresindensin?
------
Namın duyurmuşsun dünya alemde
Balıklı çermiğin tıbbın dilinde
Garabaş gür sesli, yayla yolunda
Gardaş, sen Kangal’ın neresindensin?
------
Kösedağı kanat gerer üstüne
Yiğit gardaş, mert davranın dostuna
Sahip çıkan hemşerine, nesline
Gardaş, Suşehri’nin neresindensin?
------
Kösedağ yaylasının zirvesinden mi?
Pötürge gölünün çevresinden mi?
Kızılırmağımın çehresinden mi?
Gardaş, sen Zara’nın neresindensin?
------
Asil soylu, güzel huylu hemşerim
Büyük gölden su içmişe benziyon
Sivas’ıma gönül verin yürekten
Gardaş, sen Hafiğin neresindensin?
------
Kelkit vadisinin güzel yerinden
Sessiz durup yükselirsin derinden
Kösedağın yiğit bekçilerinden
Gardaş, Koyulhisar’ın neresindensin?



Pir Sultan Abdal’ın banazından mı?
Acılarla dolu ayvazından mı?
Kabayelinden mi, poyrazından mı?
Gardaş, Yıldızeli’nin neresindensin?
------
Gür sesiyle yükseklerden haykıran
Sarılırsın Sivas’ına doğrudan
İşsizlikten göçtün sen de yurdundan
Gardaş, İmranlı’nın neresindensin?
------
Hoş geldin hemşerim, dost kervanına
Suşehri, Zarayı aldın yanına
Göğsüm kabarıyor güzel adına
Gardaş, Akıncılar’ın neresindensin?
------
Yeni girdin, ilçe olup araya
El attık, seni de kattık halay’ a
Sen de çıkan Kösedağ’a, Yaylaya
Gardaş, Gölova’ nın neresindensin?
------
İçtiniz mi gardaş, tecer suyundan?
Karabaş koyunun Kangal soyundan
Merkezime yakın çevre köyümden
Gardaş, sen Ulaşın neresindensin?
------
Ata sporumu yaşatan sensin
Kısbet giyip perdah atanım sensin
Can hemşerimizsin, sen de bizdensin
Gardaş, Doğanşar’ın neresindensin?
------
Uzunyayla siper olmuş bağrına
Şiirler yazılmış senin uğruna
Hoşgelmişsin sen de dost kervanına
Gardaş, Altınyayla’nın neresindensin?
------
Baba vatanımsın, benim ilçemsin
Gönlümde taht kuran gülsün, çiçeksin
Seni sevenleri candan seversin?
Gardaş, Gemerek’in neresindensin?
------
Gönül gözü ile dünyayı gören
İnsanlığa örnek olan, yön veren
Âşık Veysel’imin doğduğu yerden
Gardaş, Şarkışla’nın neresindensin?
------
Yiğitler diyarı aslan ilinden
Dostların soyundan, âşık dilinden
Badelerle dolu pirler elinden
Gardaş, sen Sivas’ın neresindensin?[/B]

EyüphanAydın 28.01.2008 02:12

--->: Sivas'a Şiir
 
[B][img]http://www.antoloji.com/siir/media/63/www_antoloji_com_277163_63.JPG[/img]
Bozkırın ortasında medeniyet beşiği
Buradan arşa çıkar evliyanın ışığı
Saymakla tükenir mi ozanları, aşığı

Veyselle aşka geldim, Ruhsatiyle doluyum
Sivas benim vatanım, ben Sivas'ın oğluyum

Alevi, Sünni kardeş, kardeşliği biliriz
Vatan için yaşarız, vatan için ölürüz
Provaka etmeyin bir araya geliriz

Ali benim imamım, Osmana da bağlıyım
Sivas benim vatanım, ben Sivas'ın oğluyum

Özümde yiğitlik var, haksızlığa gelemem
Zulme suskun kalıp ta dilsiz şeytan olamam
Dostlarım ağlar iken kahkahayla gülemem

Yanlışa isyan eden Pir Sultan, Köroğluyum
Sivas benim vatanım, ben Sivas'ın oğluyum

Yıldırım'ın geldiği Osmanlı şehiriyim
Kızılırmakla coşan bereket nehiriyim
Her ilmin merkeziyim batıni, zahiriyim

Orta Asyadan gelen Oğuzların koluyum
Sivas benim vatanım, ben Sivas'ın oğluyum

Çifte Minaresiyle eder dine şehadet
Gökmedrese, şifaiye Selçukludan emanet
Kitabında yer almaz kalleşlik ve ihanet

Talibi'ye meftunum, Ali İzzet'e deliyim
Sivas benim vatanım, ben sivas'ın oğluyum

Cumhuriyet temeli sağlam örüldü burda
Kurtuluş Savaşına karar verildi burda
Bir millet şaha kalktı, tekrar dirildi burda

Özgürlük çinarının yaprağıyım, dalıyım
Sivas benim vatanım, ben Sivas'ın oğluyum. [/B]

EyüphanAydın 28.01.2008 02:12

--->: Sivas'a Şiir
 
9 Aralık günü Sivas’taydık. Buruciye Şiir Akşamları’nın ikincisi düzenleniyordu ve biz, ta Bursa, İstanbul, K. Maraş, Van, Tokat, Adana, Ankara gibi diyarlardan, sultan şehir Sivas’a gelmiştik.

Aynı günün sabahında sayfa editörüm Bünyamin Yılmaz’la havaalanında vedalaşırken, Sivas’ta bizi kar ve soğuğun beklediğini düşünmüştüm. Yanılmışım. Samimi bir sıcaklıkla karşılaştık. Sıcakkanlı ve şiirsever güzel bir kitle vardı yanı başımızda. Madden üşümeyi beklerken, manen ılık bir bahar tadı.

Gençlik şiirlerimden birisini bu şehirde çıkan bir gazetenin ilavesinde yayımlamıştım yıllar önce. Ayrıca, günümüzde de şiir adına güzel işlerin yapıldığını gözlemliyorduk. Her ne kadar şehrin ulusal platformda temsilcisi olan Sühan dergisi şiir yayınlama konusunda ‘sıkı’ bir uygulama içinde idiyse de Sivaslı şairlerin önemli bir etkisi vardı şiirimizde. Fakat hadiseyi yerinde görüp incelemek apayrı bir durumdur. Evet, şimdi, şiirin Sivaslı haline canlı bir tanıklık yapacaktık. Gözlemlerimi sahnede şu sözlerle açıkladım: “Sultan şehir Sivas, şiirin de sultanlığını almıştır. Şiir konusunda Sivas altıncı değil, birinci şehirdir. Üstad Ahmet Turan Alkan, Tanpınar’ın Beş Şehir’ine telmihen Sivas’ı ‘Altıncı Şehir’ olarak tanımlasa da, şiir söz konusu olduğunda bu sıralama değişir ve birinci şehir olarak kaydedilir…”

Bu sonucu nereden çıkarıyordum? Elbette mülki ve idarî erkânından başlayarak şiirsever bir halkı bağrında barındırması, Sivas’ın şiirden müteşekkil yeni tahtını gündeme getiriyordu. Gerçekten de Sivaslı, şiiri bir ulvi söz gibi her ortamda dinliyor, dinletiyor. Şölenin yapıldığı salonun hâli buna şah örnektir: Salonun tıklım tıklım dolması, pek çok şiirseverin ayakta kalması ve bu ortamın üç saatlik zaman boyunca bu şekilde sürmesi…

Mülki ve idarî erkan dedim… Doğrusu adlarını anmadan geçmemiz mümkün değil: Belediye Başkanı Sami Aydın, Vali Veysel Dalmaz, Belediye Başkan Yardımcısı Erdoğan Tunç, Kültür Müdürü Kadir Pürlü… Mülki ve idarî amirlerin yaşadıkları şehirle bütünleşmeleri bu kadar olur. Misafirleriyle birebir ilgilenmeleri ise, aynı görevleri değişik şehirlerde sürdüren pek çokları için dört dörtlük örnek. Şöleni baştan sona takip etmeleri, bilim adamı, şair ve yazarlardan oluşan misafirleriyle sürekli bir arada olmaları… Kültür, sanat ve spor (özellikle Sivasspor) konularında yoğun ilgi ve birikimleri… Bu arada, Kültür Müdürü Kadir Pürlü’nün has bir “âşık” olduğunu, Pir Sultan ve Âşık Veysel geleneğini sürdürdüğünü, çalıp söylediği “Mihrali Türküsü” sayesinde öğreniyoruz. Yiğitler yurdu ve âşıklar yatağı Sivas’ı bu sahne ne de güzel yansıtıyordu: Bu ortamın yaşandığı “Abdi Paşa Konağı”nın ahşap doğramaları da bizim kalbimiz ile birlikte ince ince titreşmiştir sanırım…

Sivas’ta bulunuş sebebimiz elbette şiirdi. Fakat bu, şehrin şiire dönük diğer yüzlerini gezip görmemize engel değildi. Bu anlamda Mısmıl Irmak (Aksu Projesi), Paşa Bahçe ve Yukarı Tekke gezilerimiz önemliydi. Belediye’nin uygulamaya koyduğu Aksu Projesi sayesinde Sivas, sularla örülmüş bir ilkbahar mevsimine dönüşecek. Nasıl mı? Mısmıl ırmağın ve çevresinin düzenlenmesiyle ve bir kültür bahçesi haline getirilmesiyle. Paşa Bahçe de öyle. Yerel yönetimin halk için oluşturduğu sakin tabiat köşesi Paşa Bahçe, bundan böyle Sivaslıların uğramadan edemeyeceği önemli bir mesire yeri olacaktır… Mısmıl Irmak ve Paşa Bahçe gibi, Yukarı Tekke, diğer adıyla Abdulvahap Gazi Türbesi de birkaç bakımdan önemli. Afyon Bolvadin ve Bursa İznik’ten sonra üçüncü bir Abdulvahap Gazi türbesi ile karşılaştığınızı fark etmiş olabilirsiniz, bu önemli değil. Şehre hakim bir tepe burası… Ayrıca biliyor musunuz, bu tepede şiirimizin önemli isimlerinden Şehzade Beyazıt da medfun imiş… Onun için de ettik dualarımızı…

Şiirin, kültür ve sanatın beşiği olur da bir belde, orada yayıncılık güdük kalır mı? Ne güzel eserler yayınlanıyor Sivas’ta. Sühan’la Hüseyin Kaya’nın başlattığı edebiyat dergisi atılımına Buruciye de ilave edilmiş. Ve diğer dergiler: Sultanşehir kültür sanat dergisi, 4 Eylül Sivas Dergisi…

Sivas Belediyesi’nin yayıncılık konusundaki atılımları dergilerle sınırlı değil. Kitap yayıncılığı daha bir dikkat çekici dersek yanılmış olmayız: İlmî ve edebî eserler, kurulan Buruciye Yayınları ve Sultanşehir Kitaplığı ile okuyucuya ulaştırılıyor. İşte onlardan birkaçı: Kırk Hadis (Manzum, Alim Yıldız), Sâlnâme-i Vilâyet-i Sivas (1907 Sivas İl Yıllığı, Ebubekir S. Yücel), Nakşî Ali Akkirmânî Divânı (Hikmet Atik), İrade-i Milliye (Tıpkıbasım ve yeni harflerle, Sivas Kongresi’nin 88. Yılı Anısına, Komisyon)

Sivas’ta bulunduğumuz saatler içinde adını sıkça işittiğimiz iki de dernek vardı: Sultanşehir Derneği, Hayat Ağacı Derneği… Sosyal hayatla iç içe olan bu kurumların yaptığı hizmetlerin niteliğini burada anlatmama gerek yok; zira Sivas’ta sosyal yardımlaşmanın seviyesi ortadadır…

Burada, şölene büyük emeği geçen Sivaslı dostlarıma da yer vermek istiyorum. Önce, şair ve yazar arkadaşlarımı, Alim Yıldız, Bilal Tırnakçı, Hasan Hüseyin Cesur ve Hüseyin Kaya’yı Sivas için sergiledikleri yüksek performanslarından ötürü tebrik ediyorum. Bu isimlere küçük bir arkadaşımızı da eklemek istiyorum: Muhammet Fatih Tunç... Öğretmeni ona Türkçe dersinden peşinen 5 vermelidir. Zira, şairler onu güzel muhabbetleriyle hatırlayacaktır; ben ise Sivas’a ait gelenek görenekleri anlatmasıyla.

Son cümlelerim: Yöneticisi ve halkı ile bütün Sivas güzel bir etkinliği yüz akıyla tamamlamıştır. Sivas’ın öz kültürümüze, millî yapımıza sıkı sıkıya yöneldiğini sergilemiştir.

ŞİİR ŞÖLENİNİN KONUKLARI

Bahattin Karakoç, Nurullah Genç, Osman Sarı, Cevat Akkanat, Recep Garip, Yavuz Bülent Bakiler, Özcan Ünlü, Cumali Ünaldı Hasannebioğlu, Şaban Abak, Adem Turan, Hicabi Kırlangıç, Tayyip Atmaca, Müştehir Karakaya, Mevlana İdris, Mustafa Uçurum, Hüseyin Akkaya, Hüseyin Kaya, Berat Demirci, Hasan Hüseyin Cesur, Alim Yıldız ve Bilal Tırnakçı.

Sultanşehir mi, Şiiristan mı?..

BAŞKA şeyler söyleyecektim ama bu güzellik karşısında başka şeyden bahsetmek doğru olmaz. Bu güzel geceye emeği geçen herkesi kutluyorum. Salonu hıncahınç dolduran kalabalığa teşekkür ediyorum. Bu şehre bir ad bulmuşsunuz güzel bir ad bu Sultanşehir. Umuyor ve inanıyorum ki “şiiristan” da olacaktır.

(Bahaeddin Karakoç)

Şiirin yaşadığına şahit olduk

BİZLER için iki tarafı var bu programın birincisi organizasyonun içinde yer alıyor olmak. Diğeri ise şiirin şehirle yaşamasına katkı sağlamış olmak. Sultanşehri derneğimizin bir faaliyeti olarak icra ettiğimiz Buruciye Şiir Akşamlarına gösterilen ilgi bizi ziyadesiyle memnun etmiştir. Bu şehrin şiirle donanmış bir damarı olduğunu bilir ve yaşarım. Şehrimin her karış toprağı bir mısrayı barındırır ve insan yüzleri en güzel şiirdir. Sokaklarda gezinen o şiir yüzlüler şimdi salonu doldurdular. Ve bizden kendilerine, kendilerini anlatmamızı istediler. Kısaca ülkemizin çeşitli yörelerinden gelip şehrimizi şereflendiren dostlarımıza ve programdan birkaç saat öncesinden gelip salonu dolduran ve program bitinceye kadar nefes almadan programı izleyen tüm şiir severlere teşekkür ediyorum. Hep birlikte şiirin yaşadığına şahit olduk.

(Bilal Tırnakçı)

Sultanşehir mi, Şiiristan mı?..
MUHTEŞEM bir gece yaşanıyor şimdi burada. (…) Bunu kendi aramızda da konuştuk gerçekten muhteşem bir gece. Geceyi organize edenlere Sivas Belediyesi ve Hayat Ağacı derneğine ve katkısı olan herkese teşekkürler

EyüphanAydın 28.01.2008 02:13

--->: Sivas'a Şiir
 
[B]Buram, buram hasret kokar her taşı
Unutur mu yiğit kavım gardaşı
Madımak çorbası tarhana aşı
Burnunda tütmezimi Sivaslı gardaş

Çiçek açar yaz bahar'da yaylası
Bir efsane gibi taş ve kayası
Gönlümün sevdası kalbim aynası
Gel desem gelmez mi Sivaslı gardaş

Örnek almış cümle âlem huyunu
Dağında meleşir kuzu koyunu
İçmeye doymazsın Tecer suyunu
Bu hasret yetmezimi Sivaslı gardaş

Görmen mi yol olsa bir de vesile
Gök medrese çifte minaresiyle
Bir seher vaktinde ezan sesiyle
Gel artık yetmez mi Sivaslı gardaş

Selçukludan almış Atam soyumuz
Ergenekon Tuna nehri boyumuz
Öksüz garip kalmış yetim köyümüz
Bu dert hiç gitmez mi Sivaslı gardaş

Sen tedbir al verir takdirin Hak’tan
Su içtiğin o yer kızıl ırmaktan
Bıkmadın mı Gard aş uzak olmaktan
Dost sitem etmez mi Sivaslı gardaş

Ecdadın yâd etmiş Sivas adını
Bırakmam ben elden itikadımı
Genç ihtiyar yaşlı kız ve kadını
Söyle dert bitmez mi Sivaslı gardaş

Bu yurt senin sevki sen sevilensin
Temiz bir iz bırak dönüp gelesin
Atan var Deden var bur da bilesin
Gurbet hiç bitmez mi Sivaslı gardaş

Yol bizde der; Âlim Türkoğlu Türk'te
Cumhuriyet bizle biz Atatürk'le
Destan yazar yiğit bak süper ligde
Durduğun yetmez mi Sivaslı gardaş.. [/B]

SONMEZ 15.02.2008 20:07

--->: Sivas'a Şiir
 
[COLOR=red][B]S[/B][/COLOR]evgilim, sana bu gün bir başka haykırıyorum.
[COLOR=red][B]İ[/B][/COLOR]lk günki gibi sıcak ve taze duygularımla...
[B][COLOR=red]V[/COLOR][/B]e o ilk haykırışımdaki gibi titrek yüreğimle...
[B][COLOR=red]A[/COLOR][/B]şkımızın, destansı yankılanışına şahittir yıldızlar,
[B][COLOR=red]S[/COLOR][/B]ivasım benim, aşkım benim, sevgilim benim.

[B][COLOR=red]S[/COLOR][/B]anki, bir rüzgar eser ılgıt ılgıt sineme,
[B][COLOR=red]İ[/COLOR][/B]liklerime işlemiş bir kere tutkun, varlığın,
[B][COLOR=red]V[/COLOR][/B]urulmuşum renklerine, tutulmuşum heybetine, delicesine,
[B][COLOR=red]A[/COLOR][/B]lışmışım varlığına, yokluğun yok eder beni ölürcesine,
[COLOR=red][B]S[/B][/COLOR][COLOR=#000000]enenin 1 günü değil gülüm; senenin her günü seninleyim,[/COLOR]
[B][COLOR=red]S[/COLOR][/B]evdan yüreğimin derinliklerinde yankılandığında coşar gelirim,
[B][COLOR=red]P[/COLOR][/B]oyraz olurum uğruna, fırtına olurum, kasırga olurum... eserim,
[B][COLOR=red]O[/COLOR][/B]n dört Şubat yetmez bize gülüm, ömrümün her demi sevginleyim.
[B][COLOR=red]R[/COLOR][/B]enklerine tutulmuşum, şanına vurulmuşum Sivasım, aşkım benim.

akifeker 23.03.2008 18:53

SİVASLA İLGİLİ ŞİİRLER
 
ARKADAŞLAR SİVASLA İLGİLİ BİLDİĞİNİZ GÜZEL ŞİİRLERİNİZ VARSA BEKLİYORUZZ



SİVAS SİVAS
canım yanmış,
özüm yanmış,
saz yanmış...
bir kara bulut,sivas üstünde..
agıt yanmış,
türkü yanmış,
dost yanmış..
bir yarım kalmış sevda sivas ilinde..





isyandır sesim,
çıglıktır.
asidir yürek,
yangın yeridir.
alev alev yanar.
hele temmuzda,
hele temmuzda,
dahada artar..
bir başka dertli söylenir türkü,
bir başka çalar saz,
otuzyedi can söyler agıt'ı
milyonlar aglar..
sivas! ! sivas! ! !
canımı alan
içimi yakan
sana söylüyorum
duyuyormusun! ! ! !


WEZ Format +2. Şuan Saat: 18:52.

Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.


Copyright © 2005