![]() |
SIVAS YOLLARINDA
Sivas yollarinda geceleri Katar katar kagnilar gider Tekerleri meseden. Agiz dil vermeyen köylüler Odun mu, tuz mu, hasta mi götürürler? Agir agir kagnilar gider Sivas yollarinda geceleri. Ne, yildizlar kaynasir gökyüzünde, Ne, sevdayla dolup tasar gönüller, Bir rüzgar eser ki, biçak gibi El ayak siser. Sivas yollarinda geceleri Agir agir kagnilar gider. Kamyonlar gelir geçer, kamyonlar gider Toz duman içinde, Savki vurur yollara, Arabalar dagilir söförler söger, Sivas yollarinda geceleri Katar katar kagnilar gide cahit külebi |
Sivaslı Karınca
Koca Kizilirmak köpüre köpüre Akiyordu, Bir telgraf diregi dibinde, Zamanlar kadar telassiz ve köpüksüz, Yürüyordu, Sivasli bir karinca. Karsi kiyidan parlak, Kisniyordu, Atlar doru doru, Atlarin sarkisindan ayrilmis, Yürüyordu, Atlarin mesafesini anlamaz. Sesi, adimlarinin sesi, memnun ve bahtiyar, .......... |
İstanbul Sivas
Yürek o topraklarda Mide burada Yürekte Sivas Midede İstanbul Sivas’ı İstanbullaştıramadık |
Sivas yolları uzun ve taşlı
Kızıldağ karlı ve yağışlı Sevdiğim nazlı yarim, uzun siyah saçlı Sevme gönül sevme sende yanarsın |
Sivas
Ölümün hasatıydı Sivas ve bol oldu ürün bir tırpan ucunda savruldu sesimiz sesimiz Yasemin, Gül, Hasret ince ve uzun kanatları kırlangıçların sesimiz sabah serinliğinin çiğ damlaları. Unutsun bütün şarkılarını bu şehir |
**** Sivas' ta Yüreğim ****
Odamın tam karşısında ki evden, Yukarıya doğru tırmanan türküler, Hüzünlü bir telaşla sokuluyor odama... Yalnız tek camı açılan; O küçük aydınlıktan da, Kocaman Sivas doluyor perde perde yüreğime... Buğulu bir Sivas var karşımda, Başımı biraz eğip, Pencerenin camsız tarafından bakıyorum, Kentle arama camın girmesine, Tahammülüm bile yok.! ! ! Gözgöze olmak istiyorum tüm ışıklarıyla... Yüreğim aydınlık minarelerde takılı kalıyor.... Sihir gibi bir dokunuşla, .......................................birleşiyor gönüllerimiz. Büyük bir aşkla .......................... sevdiğimi hissediyorum yeniden Sivas'ı.... Elimi uzatsam, ........................bütün semtler avucuma düşecek zannediyorum. Ve her tepede adımı haykırdığını düşlüyorum... Sesi kıvrak bir akisle odama düşüyor..... Az ötede duran; ..........................beyaz bir prensesle selamlaşıyorum... Bu önümde ki bacanın üzerinde ki .........................................................Leylek. Ona anlatıyorum büyük sevdamı... Biraz tedirgin dinliyor beni. Belli ki; Büyük koyu sevdaların, .....................................muhakkak ayrılığına defalarca tanık olmuş. Önce o anlıyor gideceğimi.. Yarım yamalak bir ay bulaşıyor karanlığa.. Kızılırmak beyaza dönüyor sessizce. Ümitsiz bir yakamoz gibi dönüyor gidenler. Trenler ağır hüzün taşıyor uzak istasyonlara. Bu gece vedalaşıyorum Sivas'la, Son selamım duvar gibi sıkıştığım; .........................................................Evliya caddesine.. Aslında hiçbirşeyi planlamamıştım... Ne bu kenti bu kadar seveceğimi; Ne onun koynunda yaşamak için, ........................................................bunca kedere karışacağımı.. Ne ışıklarının kanatlarına tutunup; ......................................................sayısız düşleri kucaklayacağımı.. Ne de tam vuslata yaklaşmışken; .......................................................arkamı dönüp gideceğimi.. Ama dedim ya; ''' Koyu sevdaların muhakkak ayrılığı kaçınılmaz olur.''' Elimi uzatsam bütün semtleri; ................................................avuçlarıma düşecek zannediyorum. İsteksiz ama kararlı; ................................pencereyi yavaşça kapatıyorum... ****Mutluluk Herkesin Yaşamından Bir Kere Geçer**** Tolga Kaan Dönmez |
Erzurum Ve Sivas Kongreleri
Biz ki İstanbul şehriyiz, iste, arz ederiz halimizi Türk halkının yüce katına. Mevsim yazdır, 919'dur. Ve teşrinlerinde gecen yılın dört düvele teslim ettiler bizi, gözü kanlı dört düvele anadan doğma çırılçıplak. Ve kurumuştu ve kan içindeydi memelerimiz. Biz ki İstanbul şehriyiz, Fransız, İngiliz, İtalyan, Amerikan bir de Yunan, bir de zavallı Afrika zencileri yer bitirir bizi bir yandan, bir yandan da kendi köpek döllerimiz: Vahdettin Sultan, ve Damat Ferit ve İngiliz muhipleri ve Mandacılar, Biz ki İstanbul şehriyiz, yüce Türk Halkı, malumun olsun çektiğimiz acılar... ... ... Erzurum'da on dört gün surdu Kongre: orda, mazlum milletlerden bahsedildi butun mazlum milletlerden ve emperyalizme karsı dövüşenlerinden onların. Orda, bir Şurayı Millimden bahsedildi, İrade-i Milliye'ye müstenit bir Şurayı Millimden. Buna rağmen diyenler vardı, Hatta casuslar vardı içerde. Buna rağmen denildi. denildi, Buna rağmen |
[i][color=red][size=6][b]GÜHERTAŞ KÖYÜ ŞİİRİ[/b][/size][/color][/i]
[size=3][color=blue][b]Gel hemserim gel! Verelim bas basa Hep beraber, hep birlikte gidelim GÜHERTAS'a Tarlasi tasli, yolu yokuslu Daglari, bayirlari yayla çiçegi kokuslu Çoraplari heybeleri Türkmen nakisli Ne hostur, eveligi madimagi GÜHERTAS'in. Bahar geldi mi koyun kuzu çobana emanet Gençlerin önünde boynuzlari çitak öküzler Korucu korkusuyla güderlerdi meralarda Derelerde çimerdi çocuklar Ne hostu, soguk suyun basinda peksimeti GÜHERTAS'in. Hatirlayin… Hatirlayin hele su yayla göçünü Kagni arabalari dizilirdi sira sira… Süslenirdi öküzler…Süslenirdi gelincik kiz gibi Alli pullu kizlar Turnalar söylerdi Yazinin basinda Ne hostu, yollarda kagni gicilatmasi GÜHERTAS'in. Yaylaya bir baksana, yemyesil olmus Koyun gözleri ile dolmus her taraf Kadin, kiz- koyun, kuzu birbirine karismis Kuzun agzinda nisanlisini yakalamis delikanlilar Ne hostu Hacinin Yurdunda davar geçmesi GÜHERTAS'in. Ninemin sirtinda kozak çuvali Dumanlari yükselirdi, yayla evlerinin bacalarindan Insanlar mutlu, huzurlu, yüzler gülerdi Aksam olmus inek bicik hepsi tamam Ne hostu çira isiginda aksami GÜHERTAS'in Zaman göç zamani kosu mali inerdi köye Yüklenirdi kagnilar, dizilirdi katar katar Ellerde kömüs yogurdu, biçak kesmez kaymagi Öglen sicaginda kusluga gelirdi öküzler Demlenirdi kadinsiz evlerde çaylar çirce suyundan Ne hostu bu vakitte Çökeligi GÜHERTAS'in. Bostanlar kazmalanirdi, fideler dikilirdi Mugrasulun otlrari biçilecek zamana gelirdi ‘'Ey Ahali…Yarin ota baslanacak''derdi bekçi Anca beraber, ganca beraber derdi elbet Ne hostu, Sarukayada ot biçmesi GÜHERTAS'in Elinde orak, sirtinda besik, tarlaya giderdi kadinlar Ekinler biçilirdi, hanlar bölünürdü, yigilirdi yiginlar Hüzünlü türkülerle inler daglar taslar Kagnilar yüklenirdi özene bezene Yollarda kagni arabalari gicilardi dertli dertli Ne hostu sap arabasinda uyumasi GÜHERTAS'in. Saplar çekilirdi, düvenler dönerdi Agustos sicagi vururdu öküzlerin basina Düveni alip kaçarlardi gölge yere Sirtinda kazakla harman aktarirdi Ahmet Amca Ne hostu, Agustosta serin gölgesi GÜHERTAS'in, Aksam odlu mu, kurulurdu makinelar Gelirdi her harmandan bir makina sesi Tiglar çikarilir, çecler elenirdi Bugdaylar doldurulurdu kil çuvallara Bir isi bitirmenin mutlulugu vardi gözlerde Ne hostu, harmanda tozu topragi GÜHERTAS'in Otururdu caminin kapisinda ak sakalli dedeler Göklere yükselirdi, minareden bes vakit ezan sesi Cuma günleri cami dolardi tiklim tiklim, Köyün sorunlari konusulurdu Cuma çikisinda Baslardi, çekis, dögüs, bagirmalar, çagirmalar Ne hostu, Cuma çikisinda kavgasi GÜHERTAS'in Harmanlar içeri atilinca gönüller rahatlardi Biraz keven kesilirdi, birazda gazel toplanirdi Odunumuz az derdi Mehmet dayi biraz daha odun Kis dedigin derin dere ne olur ne olmaz Ne hostu, kis aylarinda kizak kaymasi GÜHERTAS'in. Kis geldimi dügün dernek kurulurdu Danis yenirdi, kahya seçilirdi, saçi salinirdi Güres meydanlarinda kizisirdi pehlivanlar Damat da damatti hani, fesli salvarli Ata binerdi telli duvakli gelinler Ne hostu, dügünlerde davulu zurnasi GÜHERTAS'in. Okul civil civildi.Hoca mektebi dolup tasardi. Ellerinde Kur'an, sokakta gezerdi delikanlilar Kizlar agiz dersi alir, çikardi Fergaba Mektebe gelirdi, findiklar, armutlar Ne hostu, Hoca mektebinde falakasi GÜHERTAS'in Kis aksamlari toplanilirdi Büyük odaya Yalilar anlatirlardi, yasadiklari anilari Gençler toplanmis saya oynaylardi bacalarda Kimi Ibis, kimi Gelin, kimi Fate olurdu. Gezilirdi ev, ev, toplanirdi bahsisler Ne hostu, kis aylarinda Sayasi GÜHERTAS'in Ey hemserim! Birde simdi gör köyünü Boynunu bükmüs, mahzun mahzun bakar minare Evler issiz, yollar insansiz, harmanlar kuzusuz Madimak oymaklari, bekler olmus elleri kinali kizlari Armutlar Bile arar olmus dallarini kiran çocuklari Ne hostu, büyük hocadan çalinan menündüsü GÜHERTAS'in Üzülme! Üzülme ayriyim diye köyümden Geçim derdi, gelecek derdi, seni ayirdi yurdundan Ama bozmadi Gühertas'li Dirligini düzenini hiçbir zaman Gühertas orda kaldi. Ama sen Gühertas yaptin ISTANBUL'u Ne hostu, Ne hostur Kültür Merkezi GÜHERTAS'in… [/b][/color][/size] |
YAZIN KOYDE BANA EN ZOR GELEN PATOSTAN DENE ALAMKTI...ŞİMDİ KOYDE OLSAMDA PATOSDAN DENE ALSAM BEEE :oops:
|
KISMET OLURSA BEN BU SENE PATOSTAN DENE ALACAM...
TEMMUZDA KÖYE GİDECEM... PANAYIRDA VAR.... |
| WEZ Format +2. Şuan Saat: 15:29. |
Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Copyright © 2005