Tekil Mesaj Gösterimi
Cevap: 2008-2009 sezonu Basketbol haberleri
Alt 30.01.2009, 00:50   #1192
EyüphanAydın
Usta Yiğido
 
EyüphanAydın - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 10.08.2007
Mesajlar: 6.006
Thanks: 3.350
1.269 Mesajına 946 Kez Teşekkür Edildi.
Tecrübe Puanı: 1346 EyüphanAydın Fazla söze gerek yokEyüphanAydın Fazla söze gerek yokEyüphanAydın Fazla söze gerek yokEyüphanAydın Fazla söze gerek yokEyüphanAydın Fazla söze gerek yokEyüphanAydın Fazla söze gerek yokEyüphanAydın Fazla söze gerek yokEyüphanAydın Fazla söze gerek yokEyüphanAydın Fazla söze gerek yokEyüphanAydın Fazla söze gerek yokEyüphanAydın Fazla söze gerek yok
Standart Cevap: 2008-2009 sezonu Basketbol haberleri

İsmet Badem: "Bir Sevinç, Bir Hüzün"


KANARYA MRSIC İLE ZİRVEYE UÇUYOR

“Geçmiş zamanın hayallerine dalmayın, gelecek için planların esiri olmayın, ilk önce anı yaşayın” İşte bu sözler sanki basketbol için söylenmiş. Sizler bu satırları okurken bu duygular bile yitirilmişlere karışacak. Çünkü önümüzde yapacak o kadar çok iş var ki…

Bu yazıdan önce Efes maçı için İspanya’daydım. Real Madrid’i evinde yenememek kahretti. Avrupa’nın en büyük kupasından veda etmek çok üzdü. Bu arada İspanya’da en çok konuşulan, yazılan olay; Malaga – Tel Aviv Maccabi maçı. Çünkü İsrail’e Gazze için gösterilen tepki had safhada! Ankara’da Telekom maçında şahit olduk. Malaga’da çok Arap uyruklu insan olduğu için inanılmaz bir çekince var. İspanya polis ve asker özel güçlerinden gelen korumalar hariç İsrail’den uçaklar dolusu güvenlik gücü, takım oyuncularını korumak için Malagaya’ geliyor. Siz istediğiniz kadar “Spora siyaseti karıştırmayın” deseniz de, bu iş böyle! Onun için her zaman diyorum. “Basketbol sadece basketbol değildir” diye.

Hüzünlü ve çok duygusal bir gecenin ardından, yorgun beden ve ruhumuzu İstanbul Abdi İpekçi Arena’ya taşıyoruz. Çünkü basketbol hiçbir spora benzemiyor. Maç gibi saniyelerin bir ömür sürdüğü anlar, gelecek günlerin hayalini oluşturuyor. Bitiş düdüğü ile yeni bir gün, yeni bir sayfa açılıyor basketbol takımlarının kaderinde.

Yıllardır üst turlara abone olan Efes Pilsen’in saf dışı kalması içimizi acıtıyor… Hiç olmazsa Fenerbahçe ile yola devam diyelim. İşte bu düşünce ile tüm dikkatimiz İpekçi’de. “Sadece galibiyet bizi kesmez” diyoruz ve 10 sayıdan fazla fark istiyoruz…

Bir takım oyun kurucusu kadar konuşur! Ancak nedense Sarı-Lacivertlilerde oynayan Avrupa’nın en çok ve kaliteli uzunları oyun kurucu pozisyonundan boyalı alanda pas alamıyor. Green iyi çocuk, hoş çocuk ama bir türlü beklenen pasları göremiyoruz. 2 sayı 1 asist (Yazı ile 32.04 saniyede bir asist) Mrsiç zaten tam bir numara değil. Onun can alıcı şutlarını gözlerimiz arıyor. Ancak maç başında bunları görmemiz kısmet olmuyor.

Oyun kurucu olmadan ve iyi oynayan kim varsa, rotasyona kurban gidince kim nasıl ve ne şekilde oynuyor bir türlü anlamıyorum. Daha ilk çeyrekte sahadan yansıyan ve içimizden geçen duygular bize bu maçı açık farkla kazanacağız diyor. Sadece bir tek Oğuz “Taştan ekmeğini çıkarıyor” Kariyerinin en üst noktasına merdiven dayıyor. 27 sayı 9 rib. 3 asist. Bu güne kadar pas geçtiği ribaund savaşlarını hep kazandı. Şu an bile Avrupa’nın her takımında oynayacak kaliteye ulaştı. Oyuncuları sakatlık günlerinde uzun süreli oynamayı çok iyi değerlendirmiş. Her pozisyonda rakibin canına ot tıkıyor.

Ömer Onan 17 sayı 2 rib ve attığı deparlarla rakibi deliler gibi yordu. Her zamanki gibi sahada basmadık parke bırakmıyor! Tek kelime ile müthiş… Smith’i 11 sayı 4 rib 2 asist. Rotasyon dışında tutup mutlaka onun daha iyi bir hale gelmesini sağlamak gerekli. Onun dışarıda kaldığı her an Kanarya’nın aleyhine. Semih 7 sayı 7 rib. İle faydalı oynarken, kişisel becerilerini iyi yansıtamayan Vidmar 5 sayı 2 rib. Kaldı. 1-2-2 veya 2-1-2 alan savunmasına iyi hücum edemedik.

Becirovic 24 sayı 2 rib. İle sahada Mrsiç ile birlikte yıldızlaştı. De La Fuenta 10 sayı 7 rib. Brezec 10 sayı 2 rib ve Hutson 18 sayı 10 rib. Aldı Preldzec hem kötü oynadı hem kritik anda aldığı teknik faulle, 10 sayı farkı yakalayalım derken maç nerede ise gidecek diye korkmaya başladık!
Uzatmaya sevindik, işte o an sahada Mrsic 18 sayı ile, şov başladı. Üçlük, ikilik, turnike ve faul derken tek başına bir basket ordusu gibi oynadı. Tribünleri ayağa kaldırdı. Olgun yaşına rağmen aldığı parayı sonuna kadar hak ederken, Türkiye’ye gelip en çok “Fenerli oldum” diyen yabancıdan hatta yerli oyunculardan daha fazla Fenerbahçeli olduğuna bir kez daha herkesi inandırdı.

Beklenilen fark olmadı “boşveeeeer!” Fark bir yana hiç olmazsa maç kazanıldı ya… Her sayının altın değerinde olduğu, son pozisyonda kendisi atması gerekirken Green, Oğuz’a üçlük attırması iyi oyunculuk görüşü değildir! Ama dilimde tüy bitti. Şimdilik bekleyeceğiz. İnanın sakatlar düzelse Fenerbahçe Avrupa Şampiyonu olabilir… Avrupa’nın en büyük kupasında Coach Tanjevic ve takımı Fenerbahçe’nin olmasının çok anlamı var.

Tanjevic için duyguzsal bir gün. Çok emeği geçen oyuncusu Gentile en zor maçta karşısında Coach olarak duruyor. Yine çok seneler oyuncusu olan ve yıldız olmasında rolü olan Bodiroga tribünde Menajer olarak oturuyor! Ancak Preldzec’in yaptığı yanlışlar Tanjevic’i çıldırtmaya yetti. Bu kadar karmakarışık duygular içinde Tanjevic ve ekibinin Avrupa’nın en büyük kupasında hedefine yürümesi Türk Basketbolunun gururudur.
Türk Basketbolunun Avrupa’da kazandığı her maç hepimizin gururudur. Hele ROMA gibi imparatorluk merkezi olan bir şehrin takımını yenmek çok keyifli.

EFES'TEN HÜZÜNLÜ VEDA

Belki de basketbol ile yaşadığım günlerin tamamına bedel bir zaman dilimini tırmalıyoruz. Bir gözümüz salonda maçı izliyor bir gözümüz ile bilgisayardan canlı olarak Atina’dayız. Çünkü bu maçı kaybetsek bile Panionios eğer evinde İtalyan AJ. Milano’yu yenerse Efes Pilsen son 16 takım arasına kalacak. Tüm dua ve düşüncelerimiz Atina’da…

Basketbol hiçbir zaman sadece basketbol değildir! Spor salonu-Seyirci-Oyuncu-Hakemler ve çember arasında gidip gelen top! Bitiş düdüğü…

Kazananlar coşkulu, yenilenler kahroluyor, kutlamalar, üzüntülerle gecenin karanlığında kaybolup gidiyor! İşte bu basketbol! Demek kolay mı? İstanbul nire? Madrid nire? Bu kaçıncı geliş gidiş! Kendi istek ve arzumla turist olarak ülkeleri dolaşmamın yüzlerce fazlasını spor sayesinde yaptım. Bu tüm spor adamlarının ortak kaderi bu. Sporun belki de insanlara verdiği en büyük imtiyaz. Yabancı memleketler ve insanlar tanımak. Dile kolay 30 seneyi deviren Efes Pilsen şu anda dünyanın her konuda “En büyük kulübü” olarak ilan edilen Real Madrid karşısında “Olmak ya da olmamak” için son kırk dakikaya çıkacak.

Geçen hafta Real, AJ Milano’yu yense Efes adına iş bitecek. Ya da aynı saatlerde başlayacak. Panionios – AJ Milano maçında Yunanlılar yense yine iş bitecek ama Efes başını kendi kendine, kaşımak istediği için Madrid’ten galip çıkmak istiyor. Yıllar yılı finallere abone olan Efes en kısa yoldan Avrupa’ya havlu atmak istemiyor. Çünkü her ülke kendi liginde başarılı olmak istese de, esas olan Avrupa! Çünkü Efes Pilsen bunu yıllardır başarı ile yapıyor ve yapmaya devam etmek için bu maçı almalı.

Hele bizim gibi itilip kakılan bir ülkenin insanı olarak Avrupa’da var olmanın en kestirme yolu “Spor”… Uzunca bur süredir sakat olan Kasun (sakatlığı nedeniyle uzunca bir süredir olmaması Efes adına büyük kayıptı). Doktor Erşan Ateş’in tedavisi ve özel bileğine takılan aparat ile Kasun sahada yerini aldı. Ancak ilk çeyrekte, oyuna giren Kasun’u hakemler kurallar gereği oynatmayarak kenara çıkardı.

Başa baş geçen ilk bölümde skoru koparma şansını defalarca yakalamamıza rağmen bir türlü patlamayı yapamadık 16-16. İkinci periyot şutlarımız girmedi. Savunmamız aksadı. Massey, Hosley ve Reyes’in sayılarıyla 35-27 Madrid devreyi önde bitirdi. Oyuncularımız böylesine önemli bir maçta biraz daha saldırgan oynamalı diye düşünüyorum.

Yani Avrupa’da son dakikalarımız olabilir aman dikkat! Bu yetmezmiş gibi, hakemler ince ince İspanyollara çalıştı. Öylesine abuk düdükler çaldılar ki, saç baş yoldurdular. Üçüncü çeyrek Kasun elindeki aparatı çıkarınca oyuna girebildi. Son çeyreğe 15 sayı geride girdik. Hammonds ve Kasun biraz hareket getirdi.

Bir yazlık maçta bile daha heyecanla topa saldıran oyuncular bu maçı günün moda sözü “Fasa-fiso” sanarak, Avrupa’ya veda ediyorlar! Son dakikalarda birazcık asıldık. Skorda yaklaştık ama nafile! Real’li oyuncular iyi oynadı sanmayın. Onlar fazla asılmadılar ama biz oynamayınca maçı alıp götürdüler.

Son bir ümit Atina’dan Panianios maçından gelecek haberi bekliyoruz. Maç başa baş. Eğer Yunan ekibi kazanırsa Efes son 16 ya kalacak. Ama olmadı mı olmuyor. Kısmetten Avrupa’ya devam etmek çıkmışsa gerisi nafile. Bir ara 10 sayı Panionios öne geçmesine rağmen skoru koruyamadı ve maçı AJ Milano 10 sayı farkla kazanarak son 16’ya kalma başarısı gösterdi. 77-87

İnanın Efes Pilsen’in Avrupa’ya böyle erken veda etmesine adeta kahroldum. Çünkü Avrupa misyonu çok önemliydi.
__________________
http://img.blogcu.com/uploads/erkans...0000266796.gif
Hayat böyledir dostum,
Geçer beklemekle,
Ümitlerin bittiği yerde
Abdest al ve sabahı bekle...
EyüphanAydın isimli Üye şimdilik offline Konumundadır