ready Nickli Üyeden Alıntı
St. Pauli(Almanya)-->Millerntor
Hamburg'un liman ve kerhaneler, barlar semtinin kahverengi-beyaz renkli şen kulübü FC Saint Pauli, kendine mahsus bir külttür. Taraftarlarının kararlı anti faşist tavrı, her partiden daha güvenilirdir. Millerntor tribünündeki -skordan bağımsız- neşeli hayat ve coşkulu destek, dillere destandır. 1910 doğumlu kulübü kült yapan, müthiş başarıları değil, futbolu sevme ve 'yorumlama' biçimiyle oluşturduğu bu kendine özgü kültürüdür.
St. Pauli, hep bir asansör hayatı yaşadı. 1977'den 2002'ye dek toplam 7 sezon oynadığı Bundesliga'ya 5 kez çıkıp düştü! 2002'deki son düşüş feci oldu. Büyük bir mali krize girdi. 2004 yılında kulüp, 3. Lig'den mahalli kümeye düşmemek için mücadele ediyordu. 36 ayda üç kat birden inip dibe vuran bir asansör: Yerli bir kült kulübü, Göztepe'yi hatırlatan bir irtifa kaybı. Fakat St. Pauli ruhu kendini gösterdi. Kulübün 'ortamından' gelen bir ekip, vaziyete el koydu. Genç takımın hocası Andreas Bergmann, takımı orta sıralara taşımayı başardı. Düşünün ki, o feci zamanda bile seyirci ortalaması 17 bindi!
St. Pauli için içelim
Başkan Corny Litmann'ın akıllı hamleleri de, mali açıdan da biraz nefes almalarını sağladı. Tiyatro yöneticisi Litmann, 'Almanya'nın ilk açık eşcinsel kulüp başkanı olmakla' övünüyor kendi adına değil, 2002 sonunda kriz koşullarında yönetimi üstlenmeden önce 25 yıl tribünden izlediği kulübü adına. 22 Ocak'ta Frankfurter Allgemeine'de yayımlanan söyleşisinde 'teknik olarak futboldan anlamadığını, zaten böylesinin iyi olduğunu' söylüyor: "Belki bir oyuncunun karakter olarak St. Pauli'ye uyup uymadığınısöyleyebilirim, fakat sportif kararları teknik yöneticiler vermeli." Litmann ve arkadaşları, belediyeden, sponsorlardan, olabilecek herkesten destek sağlamak için koştururken, St. Pauli ruhuna uygun kitlesel katılımlı kampanyalar da gerçekleştirildi. Örneğin 'Retter' (kurtarıcı) yazılı tişört kampanyası: Kulübü seven binlerce futbolsever, St. Pauli'nin kurtuluşuna katkıda bulunmak için bu tişörtlerden satın aldı. 'St. Pauli için içelim' eylemi ve bağış kampanyası, tam St. Pauli'likti! Hayat boyu kombine kart uygulaması, öyle. Bayern Münih'le ayarlanan dostluk maçı da, St. Pauli'ye maddi katkı sağladı ve kamuoyuna onun 'ehemmiyetini' hatırlattı. Litmann, "Kulübün sonsuz sayıda yaratıcı taraftarı var. Bu kampanyaların dışarıya dönük temsilini ben üstlendim ama aslında çok sayıda insanın katkısı var bu işlerde" diyor. 'Camianın potansiyelini harekete geçirme' fikrinin hakikat olmasıydı, St. Pauli'yi kurtarma kampanyası.
2. lig lideri Alemania Aachen'i bırakıp 9 yıl sonra St. Pauli'ye dönen Jens Scharping'in sözleri, nasıl havaya girildiğini gösteriyor: "O karıncalanmayı hissetmek, Millerntor'a çıkmanın şehvetli tadını yeniden almak istiyorum." Hırvatistan Milli Takımı'nda da forma giyen Bremenli Ivan Klasnic'in, 8 yıl oynadığı St. Pauli hakkında Kicker'e söylediklerini de ekleyelim: "St. Pauli özel bir kulüptür. Taraftarlara bir bakın, yeter: İşsizden banka müdürüne kadar, herkes yan yana. Millerntor'da ilişkiler aile gibidir. 2001'de Bremen'e geldiğimde, St. Pauli'yi gözlerimde yaşlarla terk etmiştim. Bir gün geri döner miyim, bilmem. St. Pauli'nin bir sonraki sene hangi ligde olacağını hiçbir zaman bilemezsiniz ki! Fakat kararım karar; yeter ki bir derece yapılabilirliği olsun, bu kulüp için tekrar oynayacağım. Çünkü St. Pauli mitosu beni de bırakmıyor bir türlü."
Sampdoria(İtalya)-->Ultras Tito
Ne Arjantinli taraftarlar, ne Yunanlı taraftarlar, ne de "you'll never walk alone" şarkısından başka hiçbir olayı olmayan Liverpool taraftarlarının ulaşamayacağı, taraftarlık bilincini dünya üstünde en iyi benimseyen, deplasman ile içsaha arasında hiçbir fark görmeyen Sampdoria tribünlerinin sözü geçen en büyük taraftar grubu.
Ultra kelime anlamı itibariyle "aşırı", "en uçtaki" ifadelerinin karşılığıdır...
Dünya tribün tarihinde isminde "ultras" ı ilk kullanan grup ise Sampdoria'nın lokomotif taraftar oluşumu UTC'dir yani "Ultras Tito Cucchiaroni"... 1960 lara dayanır bu grubun tarihi...
Grubun ismi 1958 ile 1963 arası Sampdoria forması giyen Tito lakaplı Arjantinli forvet Ernesto Bernardo Cucchiaroni'den gelmektedir..
Ne Milan'ın "Kızıl Tugaylar"'ı ne de Roma'nın "Ultras" grubu onların karşısında söz sahibi değildir..İtalya'nın en çok saygı duyulan,kendisinden en çok çekinilen taraftar grubudur..Gittikleri deplasmanlarda onlar stada alınmadan rakip takım seyircisi görmek mümkün değildir..1985'de Roma'nın Ultras grubuna hem de Roma'da attıkları meydan dayağı sonrası diğer tribünlerin korkulu rüyası haline gelmişlerdir..
Panathinaikos(Yunanistan)-->Gate 13
İngiliz futbol dergisi fourfourtwo'nun aralık sayısında Anton Rippon'un, Panathinaikos-Olympiakos derbisine ilişkin yazısı şu satırlarla başlıyor: "28 ağustos 2005, Yunanistan Ligi'nde yeni sezonun başladığı gün. şehrin Olimpiyat Stadyumu'nda ülkenin en heyecan verici futbol karşılaşması oynanıyor. Panathinaikos-Olympiakos, yani zengin ile fakir, sefil ile soyluların mücadelesinde gözlerini kan bürümüş 60 bin kişi toplanmış."
Panathinaikos ve Olympiakos kulüpleri arasındaki "ezeli" rekabet, tam seksen beş yıldır her geçen gün artarak devam ediyor. atina'da bu iki takım arasında oynanan maçlarda ortalık karışıyor, sporun ana unsurları olan dostluk ve centilmenliğin yerini şiddet ve küfür alıyor, kan gövdeyi götürüyor. yaşanan olayları, akdeniz insanının sıcakkanlılığıyla, çabuk öfkelenmesiyle bile açıklamak mümkün olmuyor.
Spireus Louis Stadı'nda en ateşli Panathinaikos taraftarlarının bulunduğu tribun.
Gate 7'deki Olympiakos taraftarlarına büyük üstünlük kurmuşlardır..
Aek, Olympiakos ve nefret ettikleri diğer yunan takımlarının oynadığı Avrupa maçlarına gidip, karşı takımı destekleyen taraftar grubu.,
Olympiakos ile aralarındaki rekabetin büyüklüğünü anlamak için bu olayı okumak yeterlidir..
"1995 yili Euroleague Final Four finaline Olympiakos (Panathinaikos'u yari finalde eleyerek) ve Real Madrid yukselmis, kupayi 73-61 lik skor ile Arvydas Sabonis'li Real Madrid kazanmistir. bunun uzerine yunan televizyonunda kisa bir sure sonra yayinlanan bir spor programina katilan panathinaikos takiminin yildizlarindan Fragiskos Alvertis programa Real Madrid formasi ve atkısı ile çıkmıştır"
Polis dövmeleri ve otobüs yakmalarıyla da ünlüdürler.
Çıkardıkları olaylardan ötürü kulüplerine yıllık yaklaşık 5 milyon euroya mal oldukları söylenir..Ancak onlar sadakatleri,kulüplerine olan bağımlılıkları,her şartta stadı doldurmaları ve kulüple ilgili ne ürün varsa almarıyla ünlüdürler..
Olympiakos'a karşı öyle bir nefretleri vardır ki;bir kaç yıl önce Olympiakos'un ellerinden kaptığı iki eski futbolcuları kaleci Nikopolidis ve forvet Konstantinou'yu ölümle tehdit etme noktasına gelmişlerdir..Zaten Pao'da oynanan ilk Olympiakos maçında açtıkları pankartlarda yazılanları okumak bu nefreti anlamak için yeterlidir: "Bu gün para için kendini sattın,yarın sırada annen,karın ve çocuğun var" , "Sizler para için Atilla'nın Türkleri'nin tarafına bile geçersiniz"
Onları kısaca anlatmak için Yunanistan'ın çArşı'sı demek yeterlidir..Ancak göz ardı edilmemesi gereken bir nokta vardır..Nam sahibi bir tribün olmalarına rağmen "Deliler" adını verdikleri PAOK tribünlerinden korktukları su yüzüne çıkmış bir gerçektir..
|