Cevap: “Neden İstanbul Takımı Tutuyorlar ki?”
Harika bir yazı olmuş, yazana ve paylaşana teşekkürler. Uzun yıllardır ısrarla bizim anlatmaya çalıştığımız, İstanbul odaklı zihni manipülasyon ile toplumun yönlendirilmesi ve dönüştürülmesi hareketinin kökenine dair detaylı bir analiz olmuş.
Ben bu noktada biraz daha derine inmek istiyorum: Maalesef toplum olarak binlerce yıllık geleneğimizde hep bir kişiye, bir merkeze, bir payitahta veya sultanlığa/hanedanlığa bağlı kalmışız. Toplumu aptallaştıran/kullaştıran binlerce yıllık bir gelenek içerisinden geliyoruz.
Bizde binlerce yıldır toplum kuzudur. Halk isyan filan etmez! Halkın isyan edip hakkını aradığı görülmemiştir. Merkez hep çok güçlüdür, ezer geçer! Merkeze tapılır. Hep öyle olmadı mı? Mete, Atilla, Alparslan, Fatih, Atatürk ve daha niceleri. Hepsi gücü sadece kendisinde toplamak istedi, başardı da. Toplumsal bir karşı sınıf yeşereceği zaman tepesine binildi.
Bu süreçte yüzlerce yıldır Hakkari'nin, Erzurum'un, Sivas'ın, Konya'nın ve hatta Bursa'nın dağ köyünde yaşayan halk hep merkeze, sultanına, padişahına bağlı kaldı. Dün ölümüne sultanına kul olan halk yığını bugün sultanın kalıntısı olan ve doğal payitaht olarak gördüğü İstanbul'un ürettiği herşeye köle, herşeyinin bağımlısı! Dün sultanın kulu olan adam bugün sultanın takımlarının peşinden koşuyor! Bu kadar basit. Kültürel kodlarda gizli bu tutsaklık!
Avrupa'nın tarihine bakın, eski Roma'dan ve Yunan'dan aldıkları toplumsal isyan kültürü var, bireyin veya sınıfın hakkını arama kültürü var. Demokrasinin kaynağı Yunan, cumhuriyetin kaynağı ise Roma! İngiltere'de halk 1215'te isyan ediyor ve kralın yetkilerini buduyor. Kimse kimsenin kulu kölesi olmayı içselleştirmiyor, adam imkanı buldu mu basıyor isyanı! Hele Fransız devriminde olduğu gibi fırsatını buldu mu kesiyor kralın kellesini.
Geçen yıl İngiltere'de üniversite harçlarını protesto eden öğrencilerin arasından arabasıyla geçen prens Charles'a öğrencilerden birisinin 'kesin şunun boğazını' diye saldırmaya çalışması günlerce konuşuldu. O kültürde yaşayan bir vatandaş, kendisi açken tok yaşayan bir prensin kellesini alma hakkı olduğuna inanıyor ve fırsatını bulunca icraate koyuluyor.
Hep denir Avrupa'nın teknolojisini, tekniğini alalım diye. Ben de diyorum ki isyan kültürünü, bireye verdiği değer anlayışını ve hegemonyaya karşı koyuş zihniyetini alalım. Bugün Anadolu'da birçok takım taraftarı arasında yeşermekte olan Anti-İstanbul hareketinin temelini ve sebeplerini iyi algılayalım. Gelin yereli güçlendirip, kendi değerimizin bayrağının altında duralım. Köle zihniyetini ve güçlüden yana tavır alıp, gücün kulu olan köhne alışkanlıklarımızı değiştirelim.
__________________
Kalksam ve Dirilsem...
|