Doğunun Haykırışı
Batı Yakası’nda yine iddialı ve kaliteli bir takım play-off dışı kalacak ve Doğu’da yine bir kez daha play-off takımı görüntüsünde olmayan bir takım play-off’lara kalacak. Ama şu bir gerçek ki, bu sezon Doğu’ya Celtics ve sazları diyemeyiz. İki yaka arasındaki fark kapanıyor.
Murat Murathanoğlu
Murat MurathanoğluNBA sezonunun yarısına yaklaştığımız bu günlerde Batı Yakası’ndaki ilk dokuz takımın play-off’larda yer alacak sekiz takımdan birisi olmak için verdikleri mücadele ve yarattıkları heyecana bakarsak Batı Yakası yaklaşık dokuz senedir sürdüğü bariz üstünlüğünü de bu sezon Doğu karşısında sürdürüyor diye düşünebilirsiniz. Ama durum hiç de öyle değil.
Son dokuz sezondur Batı’nın Doğu takımlarına karşı oynadıkları maçların % 57.9’unu kazandığına işaret ederek, bu süreç içinde niçin maçlarının yarısını kazanan Doğu takımlarının play-off’a girmekte neden fazla zorlanmadıklarını daha iyi anlayabiliriz. Bu dokuz sezon içinde Batı Takımlar konferanslar arası maçlarda Doğu Yakası takımlarına karşı 602 fazla galibiyet aldılar.
Geçen sezon Batı’da Golden State 48 maç kazandı, ancak play-off’lara giremedi. Üç takımın galibiyet yüzdesinin %50.0’nin altında olduğu Doğu’da yer alsalardı, play-off’lara dördüncü sıradan girebilirlerdi. Ama bu sezon olaylar farklı gelişiyor. Bu farkı daha iyi anlamak için Pacific Grubu’na bakmak iyi bir başlangıç noktası olabilir. Şu anda NBA’in en kötü altı takımından üçü (Golden State Warriors, Los Angeles Clippers ve Sacramento Kings) bu grupta yer alıyor. Bu yazı yazıldığında tüm NBA’de çift haneli galibiyetlere ulaşamamış yedi takım vardı ve bu takımlardan altısı Batı Konferansında yer alıyordu. Belki % 55.0 galibiyet oranını geçmiş takımların sayısı Batı’da daha fazlaydı (Dokuz takıma beş), ama konferansların dibindeki durum ile tepesindeki durum arasında da çok büyük fark yoktu.
Önemli bir artış
NBA’i şu anda en başarılı dört takımından üçü Doğu’da. Evet herkes geçen sezonun şampiyonu Boston Celtics’in buralarda olmasını bekliyordu, ama Cleveland Cavaliers ile Orlando Magic’in en iyi dört takım arasında yer almasını sürpriz olarak değerlendirmekten başka bir seçeneğimiz var mı şu an için?
Doğu’nun Batı ile aradaki farkı kapatacağını hepimiz biliyorduk. Yani dokuz sezon epeyce uzun bir süre ve bu saltanat bir yerde bitecekti. Ama % 42.1 galibiyet yüzdesinden şu anda mevcut olan % 55.6’lık galibiyet yüzdesi oldukça önemli bir artış. Hatta Toronto Raptors ile Washington Wizards’ı çıkarırsanız, Doğu Yakası takımlarının galibiyet yüzdesi bir anda % 59.0’u buluyor. Bu gerçekten şaşırtıcı bir gelişme, özellikle de bu kadar kısa bir süre içinde olduğunu düşünürsek.
Bunun sezon sonuna doğru böyle gideceğinin de garantisini kimse veremez. Ancak şimdilik Doğu Yakası, ligin tepesindeki takım sayısını fazla, ve ligin dibindeki takım sayısını azda tutabilirse bile çok önemli bir adım atmış olacaktır. Doğu takımlarının yaptığı çıkışları küçük düşürmeyelim ama Batı’da bazı takımların sakatlıklardan dolayı iki yakası bir araya uzun süre gelmedi veya halen gelemiyor. Doğu’da özellikle de en tepedeki takımlara baktığımızda böyle bir durumun olmaması dikkat çekiyor. Mesela Boston’da ilk beş başlayan Kevin Garnett, Ray Allen, Paul Pierce, Rajon Rondo ve Kendrick Perkins aralarında toplam bir maç (Garnett) kaçırdı.
Hatta bench’ten gelen ilk dört oyuncusuna baktığımızda bile aralarında iki maç kaçırmış sadece bir isim görüyoruz. Kısacası Celtics genel menajeri Danny Ainge’ın tahtaya vurması, kurban kesmesi, yani bu olumlu tablonun devam etmesi için ne yapması gerekiyorsa yapmasını tavsiye ederiz. Cleveland Cavaliers için de durum pek farklı değil. İlk beş başlayan oyuncular arasında sadece Zydrunas Ilgauskas üç maç kaçırmış.
11 maç kaçırmış
Yedekler arasındaki ilk dört isim arasında ise bir tek Daniel Gibson’ın kaçırdığı beş maç için kayda değer diyebiliriz. Onun dışında sağlık açısından Cavaliers hemen, hemen hiç Celtics’i aratmıyor. Doğu’nun belki de en büyük sürpriz takımı şüphesiz Milli yıldızımız Hidayet Türkoğlu’nun da forma giydiği Magic. Hedo’nun takımı şu anda galibiyet yüzdesi % 75.0’i aşan dört NBA takımından birisi. Orlando’nun sağlık karnesi Doğu’nun ilk iki takımı kadar iyi değil, ama yine de başka takımlarla mukayese ettiğimizde çok iyi sayılır. Magic’te bu sezon müthiş bir çıkış yakalayan ve şu anda Utah Jazz’lı Paul Millsap ile birlikte “En Çok İlerleme Kaydeden” oyuncu ödülüne en yakın görünen isimlerden birisi olan Jameer Nelson beş maç, süperstar Dwight Howard iki maç, ve Hidayet de bir maç kaçırmış. Keith Bogans’ın kaçırdığı maç sayısı ise altı. Bench’in önemli isimlerinden Michael Pietrus sakatlıklardan dolayın 11 maç kaçırmış.
Bu takımların iyi durumda olmaları sadece sağlıklı olmalarından kaynaklanmıyor. Celtics zaten geçen sezonun şampiyonu, ve genç oyuncuları başta Rondo ve Perkins olmak üzere geçen sezon çok önemli tecrübe kazandı. Cavs de LeBron James olgunlaştıkça takımı daha da yukarılara taşıyacak, ancak sezon öncesi gerçekleştirilen Mo Williams takasının da önemini ve katkısını unutmayalım. Williams takımın hem ikinci en skorer oyuncusu, hem de ikinci en çok asist yapan ismi.
Delonte West’de kariyerinin belki de en verimli sezonunu yaşıyor ve Seattle Supersonics şokunu üzerinden attıktan sonra tekrar işleri rayına oturttu. Magic’te Nelson’dan söz ettik ve bu sezon Magic’te ki farkı yaratan isim, tabii ki Howard’ın tecrübelenip olgunlaştıkça göstereceği ilerlemeyi bir kenara bırakırsak, % 53.8 gibi inanılması zor bir şut yüzdesiyle oynayan kendisi. Nelson ayrıca % 43.2 üçlük ve % 85.4 serbest atış yüzdesiyle oynuyor. Orlando için dikkat edilmesi gereken diğer bir konu ise Hidayet. Milli oyuncumuz bu sezon sadece % 38.2 genel şut yüzdesiyle oynuyor. Üçlük yüzdesi de kariyerinin en düşük yüzdesi olan % 31.1.
Geçen sezon bileğinin hakkıyla kazandığı ödül sonrası Hidayet’in sezon bu kadar düşük yüzdeyle şut atarak başlaması, Magic’in olduğu noktaya bakıldığında esasında üzücü değil sevindirici. Sonuçta Hido’nun yüzdeleri mutlaka yükselmeye başlayacaktır ve bu da Magic’in gücüne güç katacaktır.
Sakatlıklardan, daha doğrusu sağlıktan söz ettik. Doğu’da sakatlıkların önemini vurgulamak için bir örnek vermemiz gerekirse, Washington Wizards iyi bir başlangıç yeri olur. Şu anda NBA en az galibiyet alan takımlardan birisi olan Wizards (Diğerleri Minnesota Timberwolves ve Oklahoma City Thunder), ilk beş başlaması beklenen iki ismi bir türlü sahaya süremedi.
Süper yıldız Gilbert Arenas ve pivot Brendan Haywood daha bir dakika bile oynayamadılar. Bu iki önemli sakatlığa rağmen coach Eddie Jordan kendini kurtaramadı. Belki diğer önemli isimler olan Caron Butler, Antawn Jamison, DeShawn Stevenson, Andray Blatche ve Nick Young’ın bir tek maç bile kaçırmamış olmaları, yönetimin dörtten fazla galibiyet beklemesine neden olmuştur. Ancak Doğu şu ana kadar genelde iyi bir sağlık raporuna sahip, bu da konferansın başarısına olumlu bir şekilde yansıyor.
Batı’da ise altı tane gerçekten kötü takımı bir kenara bırakırsak, diğer takımlardan şu ana kadar gerçek gücünü göstermiş olan tek takım Los Angeles Lakers diyebiliriz. Jordan Farmer’ın son sakatlığına kadar Lakers’da Pau Gasol bir, Vladimir Radmanovic de iki maç kaçırmıştı. Lakers, Pacific grubunun lideri olmakla birlikte NBA’in de en yüksek galibiyet yüzdesi olan ikinci üçüncü takımı. Kuzeybatı grubunun lider Denver Nuggets, Lakers kadar şanslı olmasa da, yine Batı’nın bazı diğer takımlarına göre inanılmaz şanslı bir sezon geçiriyorlar. Detroit Pistons’dan takas yoluyla aldıkları Chauncey Billups takıma yeni bir hava getirirken, takımı bir iki gömlek de yukarılara taşıdı. Nuggets’da Nene ve Linas Kleiza hiç maç kaçırmadı.
J.R Smith bir maç kaçırırken, müzmin sakatlardan Kenyon Martin bile sadece 3 maç forma giyemedi. Tıpkı Carmelo Anthony gibi. Kuzeybatı ikincisi Portland Trailblazers da bu sezon Greg Oden’ın kaçırdığı altı maç dışında hemen, hemen hiç önemli bir sakatlık yaşamadı. Biraz Travis Outlaw’un, biraz da Channing Frye’ın çok önemli denilmeyecek sağlık problemleri oldu ama ikisi de toplam 3 maç kaçırdı. Brandon Roy, LaMarcus Aldrdige, Steve Blake, Joel Przybilla, Nicolas Batum ve iki İspanyol (Sergio Rodriguez ve Rudy Fernandez) hiç maç kaçırmadılar.
Stoudemire ve Hill
Güneybatı Grubu’nun lideri New Orleans Hornets de beş aşağı, beş yukarı sağlık açısından Nuggets benzeri bir sezon geçiriyor. Takımın iki All-Star’ı Chris Paul ve David West hiç maç kaçırmadı. Tıpkı değerli yedekler James Posey, Rasual Butler ve Hilton Armstrong gibi. Peja Stojakovic dört, Tyson Chandler beş maç kaçırdı. Bu üç takımın gruplarında lider olmalarının önemli bir nedeni sağlık durumları olduğunu diğer takımlara geçtiğimizde daha net görebilirsiniz.
Phoenix Suns’da bu sezon hiç maç kaçırmaya iki isim var; Amare Stoudemire ve Grant Hill. Oyun kurucu Steve Nash üç maç kaçırmış, diğer önemli simler ise dört veya beş. Devamlılık açısından pek parlak değil, ama yine de Suns uzun bir süre için önemli bir oyuncusundan yoksun kalmadı. Ancak Batı’nın diğer iddialı takımlarına baktığımızda sağlık açısından büyük sıkıntı yaşadıklarını görüyoruz. Dallas Mavericks Josh Howard gibi bir oyuncuyu sezonun yarısına yakın bir bölümde hiç kullanamadı. Jerry Stackhouse da ayağındaki sakatlıktan dolayı sadece sekiz maçta forma giydi. Bu ikili dışında Dirk Nowitzki, Jason Terry, Jason Kidd, Erick Dampier ve DeSagana Diop gibi önemli isimler her maçta forma giyebildi. Tabii Mavericks geçen sezon oynadıkları Kidd kumarının da ne kadar kısa vadeli olduğunun farkında ve mevcut kadroyla çok fazla şansları kalmadığının bilincinde. Bu sebepten Alman yıldız Dirk Nowitzki mevcut kontratını yırtıp, daha az paraya oynamaya razı olduğunu basına açıkladı. Böylece Mavericks ihtiyaçları olduğu bir oyuncuyu kadroya dâhil edip, Batı da daha iddialı duruma gelebilirler.
Dallas ile birlikte Texas Şeytan Üçgenini oluşturan Houston Rockets ve San Antonio Spurs’de sakatlıklardan bu sezon çok çekti. Rockets’da Yao Ming ve Tracy McGrady gibi oyuncuların her kes sakatlıktan dolayı maç kaçıracaklarını biliyor, ama kaçar tane maç kaçıracaklar onu kestirmek kolay olmuyor. Şu ana kadar Yao sadece bir, T-Mac ise yedi maç kaçırdı. Ancak Rockets, değerli görev adamı Shane Battier’den 15 maç faydalanamadı. Ron Artest üç, Rafer Alston altı maç forma giyemediler. Ancak özellikle Battier’in yokluğunda takıma ne kadar önemli olduğu kendini gösterdi.
Diğer Texsas ekibi San Antonio Spurs’de ise All-Star Manu Ginobili 12 maç, Tony Parker 9 maç, Fabricio Oberto 7 maç forma giyemedi. Ancak ne kadar başarılı bir kulüp olduğunu Spurs, Roger Mason ve Geroge Hill gibi isimleri bularak ve onlardan büyük verim alarak gösterdi. Özellikle de Parker ve Ginobili’nin aynı anda kenarda olduğu maçlarda Spurs bu isimleri bulamasaydı daha da kötü olurdu. Ancak iyi takımlar en kötü durumlarda olumlu bir şeyler çıkarmayı başaran takımlardır. Sakatlıkların ön plana çıktığı bir dönemde Spurs, “yaşlanıyorlar” yakıştırmalarına genç yetenekler bulup, onları sistemlerine monte ederek cevap verdi.
Batı’nın halen iddialı takımlarından sakatlıklardan en fazla canı yanan şüphesiz Milli yıldızımız Mehmet Okur’un forma giydiği Utah Jazz oldu. Utah şu anda dokuzuncu durumda, ama Batı’da takımlar birbirine o kadar yakın ki, beş-altı maçlık bir galibiyet serisiyle ikinciliğe bile yükselebilir. Ancak Jazz daha bu sezon bir maç için bile olsa, tam takım olamadı.
Deron Williams bile sezona ayak bileğindeki sakatlıkla başladı, onun yokluğunda takım fena gitmiyordu, ama o kadar çok sakatlık meydana geldi ki, o da hazır olmadan döndü. Bu yazı yazıldığında bu sezon 13 maç kaçıran D-Will halen eski görüntüsünden çok uzak bir çizgide ağrılarla oynuyordu. Jazz’ın yaşadığı sakatlıkları burada tek, tek sıralamak çok zaman alır, ama şunu rahatlıkla belirtebiliriz ki toplam 116 maç kaçırmakla NBA’in bu konuda bir numarala takımı. Williams’ın yanı sıra Carlos Boozer 18, kaptan Matt Harpring 23, yedek pivot Jarron Collins 28, yedek oyun kurucu Brevin Knight ve süper şutör Kyle Korver 4’er maç forma giyemediler. Bu arada Memo’da toplam 6 maçta yer alamadı. Bu kadar sakatlığa rağmen, Jazz’ın halen play-off resminde yer alabilmesi coach Jerry Sloan ve sisteminin de ne kadar başarılı olduğunun bir göstergesi. Boozer en az bir ay daha oynayamayacağını açıklaması Jazz’ın işini iyice zorlaştırdı. Jazz geçen sezon da Aralık ayının sonunda bocalıyordu, ama daha sonra müthiş bir çıkış yakalayarak Kuzeybatı Grubunu bir kez daha kazandı ve play-off’larda da ikinci tura yükseldi. Ancak bu sezon sakatlıklardan dolayı, musluğu açıp kapatmak o kadar kolay olmayabilir.
En azından Boozer’ın yokluğunda Jazz genç Paul Millsap’in neler yapabileceğini gördüler. Millsap, Milwaukee Bucks maçında dizinden sakatlanan kadar 15 maçlık double-double serisine imza atmıştı. Birçok takım Jazz’ın başına gelenlerle karşılaşsa çoktan havlu atardı. Jazz’ın bugüne kadar gösterdiği direnişi alkışlamak lazım, ancak şu uyarıyı da eklemek gerekir. Boozer dönene kadar iki adım ileri, bir adım geri giderlerse Batı’da dokuzuncu takım olarak play-off trenini kaçırabilirler.
İyi bir seri yakalamaları için ise Williams’ın eski formunu bulması ve özellikle de Mehmet, Millsap ve Andrei Kirilenko’nun sağlıklı olması lazım. Bu kadar yoğun bir fikstürde Williams ayak bileğini nasıl dinlendirecek bilmiyorum ama mutlaka son iki sezonki Williams olmak mecburiyetinde.
Batı’da sakatlar iyileştikçe, takımlar gerçek güçlerini daha fazla göstermeye başlayacak. Ancak geçen sezon Doğu’ya Boston Celtics ve diğerleri gözüyle bakanlar bu sezona öyle bakmayacak veya bakamayacak. Celtics geçen sezona göre yukarıda saydığımız sebeplerden daha iyi, ama aynı şeyi Cavaliers içinde söylemek mümkün. Orlando hem daha iyi, hem de çok daha iyi olabilir.
Atlanta Hawks da geçen sezona göre çok daha ciddi bir takım görüntüsünde. Sadece Detroit Pistons geçen seneye göre bir geri adım attılar. Allen Iverson takası şimdilik bekleneni sadece Denver Nuggets açısından vermiş durumda. Doğu’da iki önemli sakatlık Wizards’ı bitirirken, Elton Brand transferi Philadelphia 76’ers için sadece sezon bilet satışlarını olumlu etkilerken, Toronto da geçen sezonu mumla ararken, NBA Draftinin birinci seçilen süper yıldız adayı Derrick Rose ile Chicago Bulls, sağlıklı bir Dwyane Wade ve ikinci seçilen çaylak Mike Beasley’li Miami Heat sakat lığı geçen Michael Redd’e kavuşan Milwaukee Bucks gibi takımlar onlarla yer değiştirebilir. Ama genel play-off değerlendirmesi açısından bu da hiçbir şeyi değiştirmeyecektir.
Batı Yakası’nda yine iddialı ve kaliteli bir takım play-off dışı kalacak ve Doğu’da yine bir kez daha play-off takımı görüntüsünde olmayan bir takım play-off’lara kalacak. Ama şu bir gerçek ki, bu sezon Doğu’ya Celtics ve sazları diyemeyiz. İki yaka arasındaki fark kapanıyor. Belki sakatlıklar bu kapanan farkı olduğundan daha fazla gösteriyor olabilir, ama yine de fark kapanıyor.
Murat Murathanoğlu