Yazık... Çok Yazık Oldu...
Sample ImageFenerbahçe Ülker altın gibi bir fırsatı değerlendiremedi. İlk maçta 26 sayı atan ve ekibimize kan kusturan Julius Jenkins’siz Alba Berlin’in bu kadar problem yaratacağını pek düşünmüyorduk.
Baskethaneye Gider
Kazanacağını ise hiç ama hiç düşünmemiştik. Ancak bir kez daha yüzü potaya dönük oynayabilen uzunları savunmakta ekibimiz zorlanınca, Ansu Sesay üç çeyrek boyunca büyük sıkıntı yarattı.
Üçüncü çeyrekte yumuşak savunma yapınca oyunun kontrolünü de kaybettik. Kontrolü ele geçiren Alba nasıl oynaması gerektiğini ise çok iyi biliyordu.
Son çeyrekte Semih’in devreye girmesiyle biraz kıpırdandık ama ev sahibi çoktan kan kokusunu almıştı. Tempoyu düşürerek, bizi de uyuttu ekibimizi de...
Green’in atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra attığı iki üçlüğü de sayarsak, 6/24 üçlük attık.
Ne demişler? Kılıçla yaşayan kılıçla ölür. İkilik ve üçlük oranlarımız belki geçmiş maçlara göre daha iyiydi, ama pota altını, üç saniye koridorunu kullanamıyoruz. Kritik dakikaları iyi oynayamıyoruz.
Damir maçı sıfır sayı ile tamamladı. Alba ona çok iyi önlem almıştı. Green ise az önceki iki üçlüğe kadar sadece 2 sayı üretmişti. Bu kadar dış atış karakterine sahip bir takım, en çok topa sahip iki oyuncudan bu kadar üretim alırsa deplasmanda maç kazanması zor olur.
Fenerbahçe iyi durumda değil. Bu maçı kazanabilseydik, ilk dördü garanti ederdik. Bu da bize süre kazandırırdı. Ama şimdi artık öyle bir lüksümüz kalmadı. Ne yapıp, ne sahamızda kazanmamız gereken maçları kazanacağız. Maçlar kolay değil, ama önce bizim kendimizi düzeltmemiz gerekiyor.
STAR / MURAT MURATHANOĞLU