Ana Sayfa  |  Site Haritası  |  Forum  |  Chat
‹ Anasayfaya geri dön  |  Sivaslilar.net  |  Sivastuning.com
Sivasspor


Hoşgeldiniz
Zurück   SivasSpor.com - Yiğidoların Özgür Sesi > Serbest Alan, Sivas Paylaşım, Sivas Forum, Sivaslılar > Şiirler

Şiirler Burada Sivasspor üzerine yazmış olduğunuz şiirleri yazabilirsiniz.

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil

NEREDE ÇOCUKLUĞUMDAKİ ESKİ BAYRAMLAR
Alt 30.09.2007, 16:01   #71
Sabiha Serin
Acemi Yiğido
 
Sabiha Serin - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 06.09.2006
Yaş: 71
Mesajlar: 162
Thanks: 40
58 Mesajına 179 Kez Teşekkür Edildi.
Tecrübe Puanı: 733 Sabiha Serin BU GIDISLE COK MESHUR OLACAK
Standart NEREDE ÇOCUKLUĞUMDAKİ ESKİ BAYRAMLAR

NEREDE ÇOCUKLUĞUMDAKİ ESKİ BAYRAMLAR

Nerede çocukluğumdaki eski bayramlar? Hey gidi günler hey!

Öyle sanıyorum ki bizim kuşaktaki insanların birçoğu “Hey gidi günler, hey” derken bazen gözlerinin pınarlarından buğulu, anılarla akan birkaç damla gözyaşı, geçmişe duyulan özlem ve bazen de şu an yaşadığı insan iletişiminin verdiği bir kahırla böyle düşünüyorlardır. Peki, ama bu eskiye özlem neden? Günümüzde bilim, teknik, teknoloji içinde yaşadığımız halde insanlar gerçek mutluluğu neden yakalayamıyorlar? Teknolojinin yararları elbette ki var. Çünkü çağımızda teknolojinin yenilikleri tüm yaşamımızı olumlu yönde geliştirdi. Fakat bana göre televizyon ve bilgisayar, insanları yalnızlığa sürükleyerek içe kapanmasına, aile ilişkilerinin kopmasına neden olmaktadır. Televizyonun hayatımıza girmesinden sonra insanlar birbirine gidip gelmeyi bıraktı. Anne ve babaların ellerindeki televizyon kumandaları aile içinde paylaşımı ve iletişimi bitirdi.

Elbette ki teknolojinin yaşamımıza getirdiği yenilikler tartışılmaz. Ama teknolojinin getirdiği yeniliklerin de doğru zamanda, doğru yerde ve doğru biçimde kullanılması gerekir. Baktığımızda ise aileler hem kendi aile içi, hem de eş, dost akraba ilişkilerindeki paylaşımları unuttular. Çocuklar televizyon ve bilgisayarın büyüsüne kapılmış bir halde aile yuvası sıcaklığını hissetmiyorlar bile. Bütün bunların etkisiyle akrabalık ilişkileri ve bazı geleneklerimiz de yavaş yavaş unutuluyor. Eski güzel aile ilişkileri unutulunca da başlıyoruz “Hey gidi günler hey!” demeye. Sonrada haklı olarak eski gelenek ve göreneklerimizi, çocukluğumuzdaki eski bayramlarımızı özlüyoruz.

Sivas'ta Çocukluğumuzdaki Bayram Hazırlıkları


Çocukluğumda Ramazan’ın geldiğini büyüklerimizin koşuşturmalarından anlardık. Günler öncesinden kuskuslar, erişteler, tarhanalar, turşular yapılır; dolmalık yeşilbiberler, patlıcanlar evin güneş gören dış kısmında uygun bir yere iplerle asılarak kurutulurdu. Kıymalıklar dış kenarlarına çamur sürülen bakır leğenler de ( çamur leğenin ve kıymanın kor ateşte yanmaması için sürülür) bahçede odun ateşi ile yanan ocakta kavrulur, daha sonra kışın yemeklerde kullanılırdı. Kıyma kavrulduktan sonra bayat ekmeğin üzerine sıcak kıyma ilave edilir ve çevredekilere ikram edilirdi. Buna halk arasında ekmek bandırma denirdi. Kıymalık günü çoluk çocuk bir bayram havası solurdu. Bulgurlar ise komşularla birlikte yine bahçede ya da evde ayıklanırdı. Bir eşeğin boynuna iple bağlanarak sürülen bulgur makinesini taşıyan bulgurcu mahalle mahalle, “Bulgurcu geldiii hanııım...” diye bağırarak dolaşırdı. Ev ev herkesin bulgurunu çekerlerdi. Duyanlar duymayanlara haber verir, o gün mahallede şenlik olurdu. Biz çocuklar ise okuldan eve geldiğimizde kapış kapış annelerimizin bizim için ayırdığı bulgurun tozuna (kepek) şeker ilave edip yerdik. Annelerimiz bulgurları elekle eleyerek pilavlık ve köftelik bulguru ayırırdı. En ufak bulgura düğülcek denirdi. Bilhassa kemikli kıyma ile pişirilirse düğülcek çorbasının tadına doyum olmazdı. Kok kömürü ile yakılan maltızların üzerinde bakır tencerelerde yemekler pişerdi. Bahçede ocaklar odun ateşi ile yanar, ocağın üzerinde kazanlarla sular ısıtılır, bu sularla çamaşırlar elde leğenlerde yıkanırdı. Evdeki kilimler, paspaslar yıkanarak temizlenmiş olan evlerle insanlar ramazana hazır olurlardı.


Ramazan da İlk Sahur Heyecanı

İlk gece davul sesleriyle uyandığımızda annemizin sahurda uyanıp yeni pişirdiği hakiki tereyağlı taze pilavın kokusu buram buram etrafa yayılırdı. İlk gece pilav yemenin haneye bereket getireceğine ve ramazanın kolay ve çabuk geçeceğine inanılırdı. Mercimekli bulgur pilavının da tok tutacağı söylenirdi. Sahur hazırlığı olarak bazen annelerimiz akşamdan ‘bişi’ denen hamuru yoğurur ve ekşimesi için üzerine temiz ıslak bez örtüp yatarlardı. Sahurda küçük tüp üzerindeki kızgın yağda kızartılan “bişi” ler sıcak sıcak yenirdi. Bişinin yanında ise ya taze demlenmiş çay ya da erik ekşisi (İncaz) sulandırılarak içilirdi. Bazen de sahurda kavurma eriştesi pişirirlerdi.(Eriştenin kavrulmuş hali) Eskiden büyükler evden erişteyi eksik etmezlerdi. Daha kış bile gelmeden birkaç ev toplanıp evlerdeki bahçelerde neşe içerisinde birbirleriyle yardımlaşarak erişte ve kadayıf yaparlardı. Hatta hanımlar birbirlerine, Sivas’ın doğal, öz şivesiyle “Gız anam erişteyi hangi gün yapsak ki? Eriştesiz ev olmaz, şurdanağrı (aniden) bir gelen olursa hemen erişte süzeriz de garınlarını doyururuz, yer yarılır adam çıkar anam he mi gı” derlerdi. Sonrada gayretle eriştelerini, kadayıflarını, kuskuslarını hep birlikte yaparlardı. Biz çocuklarda arasında peynir olan fetilleri, yağlamaları yiyerek bayram ederdik. Şimdi ise eriştelerin yerini makarnalar aldı.
İşte dostluk, işte paylaşım, işte güzellikler…

Davulcular Ve Çocukluğumuzdaki İlk Oruç

Annelerimiz sahur sofrasını hazırlarken evdeki erkeklerden birisi de davulcuyu evin kapısına çağırıp bahşiş verirdi. O zaman davulcu ev sahibinin istediği parçaları çalar, hatta mahalledeki diğer komşu delikanlılar bahçeye çıkıp halay dahi çekerlerdi. Eğer o ev iyi bir bahşiş vermiş ise davulcu ertesi gün o evin penceresinin ışıkları yanmadan, onları uyandırmadan kapının önünden gitmeyerek davulunu çalmaya devam ederdi. Çünkü sahurda davul sesiyle uyanmak ramazanın ayrı bir güzelliğiydi. Daha sonra davulcular bayram sabahı ev ev gezerek ramazan boyunca uyandırdıkları evlerin hem bayramını kutlar hem de çamsakızı çoban armağanı hak ettikleri bahşişlerini ve şekerlerini toplarlardı. Ev sahipleri de seve seve bahşiş verir, şeker ikram ederdi. Hatta bayram sabahı bile bazı evler davulcuyu çağırır ve kapısının önünde davul çaldırırdı.

Herkes sahura kalkmayı zevkli bir görev olarak yerine getirirdi. Eğer çocuklar sahura kaldırılmazsa sabahleyin ağlarlar ve davulcuyu göremedik diye üzülürlerdi. İlk gün genellikle küçüklere de oruç tutturulurdu. Bazen iftara kadar dayanamayıp acıkır, mızmızlanırdık. O zamanda bazen büyüklerimiz orucumuzu bozdurarak susmamız için mecburen yemek yedirirlerdi. Bu kez de orucumuz bozuldu diye ağlardık. En sonunda bize “Neyse bu sefer direkli tuttun, yarın yine oruç tutarsınız” diyip bizleri kandırıp sustururlardı. İlkokul çağlarında Ramazan’da en az yedi gün oruç tutardı çocuklar. Bilhassa Kadir Gecesi ve Arife günü iftar vakti oruç tuttuk diye büyüklerimiz bizi evin içinde bir iki adım sırtında gezdirir, horoz şekeri ile ödüllendirirlerdi. Tekrar sırtta gezdirilmek ve horoz şekeri yemek için ertesi gün o hevesle tekrar oruç tutardık. Daha yedi yaşımızda iken büyüklerimizin oruç tutmayı böylelikle bizlere zevkli hale getirmeleri sayesinde bizler büyüdükçe oruç tutmanın kolaylığını, önemini ve sevabını öğrendik.

İftar Sofraları ve Misafirler

Ramazanda iftar soframızda misafir eksik olmazdı. Ailemizdeki en yaşlı büyüklerimizin evi ayrı ise ramazanın ilk günü oraya iftara gidilirdi. İlk oruç şenlikle, hep birlikte orada açılırdı. Büyüklerimiz iftara aniden gitmenin daha sevap olduğunu söylerdi. Ramazan süresince aile büyüklerimizden evlerinde yalnız yaşayanlar var ise onların kendi isteğine bırakılmadan evlerimize zorla getirir, ramazanı onlarla birlikte geçirmeye özen gösterirdik. Ramazan şenlikle, kalabalık sofralarla güzelleşir ve bereketli olurdu.

İftardan sonra eğer derslerimiz uygun ise büyüklerimiz ile camiye, teravih namazına heyecanla giderdik. Teravih namazına mahalledeki bayanlar grupça giderek birbirlerine ‘Teravi arkadaşım’ derlerdi. Bazen ben iftar yemeğimi acele acele yer, kapı kapı gezerek komşu teyzeleri ve arkadaşlarımı teravi namazı için toplardım ve hep beraber mahallemizdeki camiye giderdik. Çok küçük olduğumuz için namaz kılmayı yeni yeni öğreniyorduk. Namaz başlayınca da çocukluk işte kıkır kıkır gülmeye başlardık. Namaz esnasında selam veren annelerimiz bize kızar, sustururlar, namaz bittikten sonra da biz çocukları dizlerinin dibine oturttururlar, bizlere namazla ilgili nasihat ederlerdi. Çocukluğumuzdaki sevecen ve yapıcı
öğütler ile namaz kılmayı ve zamanla dini bilgileri öğrenmiş olduk.

İftar vakti sofralarımızdaki yemeklerden ayrı tabaklara konup, değişiklik olsun diye komşulara verilirdi. Tabii onlardan da bize gelirdi. Buda komşuluk ilişkilerinin daha sıcak ve samimi olmasını sağlardı. Şu an da bu güzel alışkanlıklarımız bazı evlerde halen devam ediyor. Genellikle aile büyüklerimiz rahmetlik olduktan sonra insanların birbiri ile iletişim ve paylaşımları azaldı. Ramazan geldiğinde aileler diğer günlerdeki akşam yemekleri gibi yemeklerini yiyorlar. Oysa iftar sofraları misafirlerle şenlenir ve güzelleşir. Ramazanların eskisi gibi şevkli ve güzel olmamasının nedeninin ekonomik koşullar yüzünden olduğunu öne süren olabilir. Bence bu bahanedir, önemli olan ramazan ve iftar coşkusunu eş dostla birlikte paylaşmaktır. İftar sofrasında yemeğin miktarı ve çeşidinden çok, içten bir samimiyetle, güler yüzle, şenlikle bir araya gelinmesi, ramazan ve iftarın güzelliklerini yaşatır insana. Çünkü büyüklerimiz bize “İftar sofraları misafirlerle şenlenir ve bereketli olur, hatta akrabalara haber vermeden aniden iftara gitmekte daha sevaptır” derlerdi.

Her ne kadar şu anda Ramazan ayında bazı geleneklerimizi korumak ve yaşatmak istesek de ne yazık ki eski ramazan coşkusu ve zevkini göremiyoruz. Bu kez haklı olarak
“Nerede eski ramazanlar, hey gidi günler hey” diyoruz. Sonra da eski anılarımızı yüreğimizde yaşatıp iç çekiyoruz.

Toplum olarak tüm insan iletişimimizde sevgi, saygı, birlik ve beraberlik, tutkunluk, paylaşım, dayanışmanın olacağı bir yaşam olması dileklerimle…



SABİHA SERİN
Araştırmacı Yazar Şair
SİVAS

sabiha_serin@mynet.com
Sabiha Serin isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   Alıntı ile Cevapla
HEP SEN VARSIN başlıklı beste yapılan şiirim
Alt 01.10.2007, 09:58   #72
Sabiha Serin
Acemi Yiğido
 
Sabiha Serin - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 06.09.2006
Yaş: 71
Mesajlar: 162
Thanks: 40
58 Mesajına 179 Kez Teşekkür Edildi.
Tecrübe Puanı: 733 Sabiha Serin BU GIDISLE COK MESHUR OLACAK
Standart HEP SEN VARSIN başlıklı beste yapılan şiirim

HEP SEN VARSIN

HEP SEN VARSIN başlıklı bu şiirim Değerli Bestekarlarımızdan Sayın TİMUR İLİKAN tarafından Türk Sanat Muziği dalında Buselik Makamında bestelenmiştir.
Bestekarımızın kendi yorumundan ,
Aşağıdaki link tıklandığında bu eserimi dinleyebilirsiniz...


http://www.youtube.com/watch?v=DccsWZ--04Y



HEP SEN VARSIN

İstesem de, seni unutamıyorum
Hayalini içimden, atamıyorum
Hep seni düşünmeden, duramıyorum
Damarlarımda, kanımda hep sen varsın

Bir tanem, aklımdan bir an çıkmıyorsun
Sanki hep benimle, nefes alıyorsun
Sonsuza kadar, kalbimde atıyorsun
Uykularımda, düşümde, hep sen varsın

Ne olurdu; senin yanında olsaydım
Büyüleyici gözlerine baksaydım
Kollarımı, kollarına dolasaydım
Gecelerde, gündüzümde hep sen varsın

Unuturum sanma, asla unutamam
Yüreğimden, yüreğini hiç atamam
Seni ne çok sevdiğimi, anlatamam
Şarkılarda, türkülerde hep sen varsın

Yanıyor yüreğim, özlüyorum seni
Bu hasretin yaşatmaz, öldürür beni
Bilki; mahşerde, bırakmam ellerini
Şiirlerde, mısralarda hep sen varsın


SABİHA SERİN
Araştırmacı Yazar Şair
SİVAS

sabiha_serin@mynet.com
Sabiha Serin isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   Alıntı ile Cevapla
BUYURUN ALTIN GÜNÜNE
Alt 02.10.2007, 08:09   #73
Sabiha Serin
Acemi Yiğido
 
Sabiha Serin - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 06.09.2006
Yaş: 71
Mesajlar: 162
Thanks: 40
58 Mesajına 179 Kez Teşekkür Edildi.
Tecrübe Puanı: 733 Sabiha Serin BU GIDISLE COK MESHUR OLACAK
Standart BUYURUN ALTIN GÜNÜNE

BUYURUN ALTIN GÜNÜNE

Dün yine çağırıldım, ısrarla bir altın gününe
Ay gelsene ayol! Olmuyor ki altın günümüz sensiz
Boş ver yazıp çizmeyi, hep kalıyorsun sen çaysız
Yapılırsa üstündeyiz şu dünyanın, yıkılırsa altındayız
Bırak; herkes ne yaparsa yapsın, bak biz nede rahatız

Sana mı düştü toplumu aydınlatmak, olsana sende arsız
Getirsinler kocalar paraları, biz yiyelim bir güzel pastaları
Gel sende katıl, yapalım şöyle bir güzel dedikoduları
Ay ne yapalım canım, nemize lazım boş versene sorunları
Bana dokunmayan yılan bin yaşasın, sende desene
Durmadan yazacağına, aman sakın kaçırma ay diziyi
Gel katıl aramıza sen, yeter dinlen, biraz rahatına bak

İşte böyle canlarım, sormayın, ben dinlerim bu gazelleri
Tıkarım kulağıma pamuğumu, yazarım, okurum hep kitabımı
Ah sormayın, ne ala ne güzel, millet olmuş hep duyarsız
Dinler olanı biteni ekrandan, doğru bilir inanır hep onlara
Okumazlar gerçekleri, bulunmazlar hiç katkıda bu vatana
Seyrederler vitrinden, ah çekerek onca olumsuzlukları
Sonrada toplumda yanlış yorum yapar, çoktur anlamadıkları

Bayanlar gitsinler altın günlerine, dedikoduya devam
Ülkemiz elden gidiyor, umurlarında mı onların vesselam
Erkekler giderler kahveye, piştiye, okeye,hepsi birer dayı
Memleket elden gitmiş, kardeşim bize ne, getir hele şu çayı,
Gençlerimiz, kafede, barda, parklarda çoğu lay lay lom
Tek düşündükleri yanındaki ile aşk, meşk,canım, gözüm
Çocuklarımız zaten Allaha emanet, onlara dayanmaz hiç özüm
Velhasıl Vatanımızı düşünüp, çalışalım derim iki gözüm
Çözelim gerçekleri, düşünelim yavrularımızın geleceklerini
Zamanı iyi kullanıp, çalışalım Ülkemize, olalım hep duyarlı

Sözlerim herkese değildir, alınıp kızmayın bana sakın
Benden bunlar hatırlatmadır, kim bilir yanılabilirimde bakın
Sakın bana gücenmeyiniz, kalbim hep sizlere yakın
Sevgilerim ve saygılarımla, kendinize çok iyi bakın
Yine de umutluyum, İnşallah aydınlık günler yarın...


SABİHA SERİN
Araştırmacı Yazar Şair
SİVAS
Sabiha Serin isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   Alıntı ile Cevapla
--->: Sabiha Serin`in Siirleri
Alt 02.10.2007, 08:55   #74
Del Piero
Usta Yiğido
 
Del Piero - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 01.10.2005
Yaş: 42
Mesajlar: 2.341
Thanks: 1.278
545 Mesajına 955 Kez Teşekkür Edildi.
Tecrübe Puanı: 1012 Del Piero kann auf vieles stolz seinDel Piero kann auf vieles stolz seinDel Piero kann auf vieles stolz seinDel Piero kann auf vieles stolz seinDel Piero kann auf vieles stolz seinDel Piero kann auf vieles stolz seinDel Piero kann auf vieles stolz seinDel Piero kann auf vieles stolz seinDel Piero kann auf vieles stolz seinDel Piero kann auf vieles stolz sein
Standart --->: Sabiha Serin`in Siirleri

ablacım eline yüreğine sağlık.. Allah sağlık sıhat versin.. inşallah devamı gelir
Del Piero isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   Alıntı ile Cevapla
-->: Sabiha Serin`in Siirleri
Alt 02.10.2007, 08:56   #75
altuntas58
Usta Yiğido
 
altuntas58 - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 29.08.2006
Yaş: 72
Mesajlar: 3.754
Thanks: 3.244
716 Mesajına 1.358 Kez Teşekkür Edildi.
Tecrübe Puanı: 1108 altuntas58 ist ein wunderbarer Anblickaltuntas58 ist ein wunderbarer Anblickaltuntas58 ist ein wunderbarer Anblickaltuntas58 ist ein wunderbarer Anblickaltuntas58 ist ein wunderbarer Anblickaltuntas58 ist ein wunderbarer Anblickaltuntas58 ist ein wunderbarer Anblick
Pfeil -->: Sabiha Serin`in Siirleri

Hayranlıkla okudum çok hoş yazmışsın anlayana tabiki ibret alınacak içinden bir çok derslerin cıkarılması gerekli bundan kadınlarımızda ders almalı erkeklerimizde kendine pay cıkarmalı velhasıl sevgili bacım bize yaptığın bu eserlerin için size çok teşekkür ederim
altuntas58 isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   Alıntı ile Cevapla
--->: BUYURUN ALTIN GÜNÜNE
Alt 02.10.2007, 09:21   #76
SONMEZ
Usta Yiğido
 
SONMEZ - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 03.08.2005
Mesajlar: 1.737
Thanks: 309
171 Mesajına 428 Kez Teşekkür Edildi.
Tecrübe Puanı: 950 SONMEZ kann auf vieles stolz seinSONMEZ kann auf vieles stolz seinSONMEZ kann auf vieles stolz seinSONMEZ kann auf vieles stolz seinSONMEZ kann auf vieles stolz seinSONMEZ kann auf vieles stolz seinSONMEZ kann auf vieles stolz seinSONMEZ kann auf vieles stolz sein
Standart --->: BUYURUN ALTIN GÜNÜNE

Alıntı:
Sabiha Serin Nickli Üyeden Alıntı Mesajı Göster
BUYURUN ALTIN GÜNÜNE

Dün yine çağırıldım, ısrarla bir altın gününe
Ay gelsene ayol! Olmuyor ki altın günümüz sensiz
Boş ver yazıp çizmeyi, hep kalıyorsun sen çaysız
Yapılırsa üstündeyiz şu dünyanın, yıkılırsa altındayız
Bırak; herkes ne yaparsa yapsın, bak biz nede rahatız

Sana mı düştü toplumu aydınlatmak, olsana sende arsız
Getirsinler kocalar paraları, biz yiyelim bir güzel pastaları
Gel sende katıl, yapalım şöyle bir güzel dedikoduları
Ay ne yapalım canım, nemize lazım boş versene sorunları
Bana dokunmayan yılan bin yaşasın, sende desene
Durmadan yazacağına, aman sakın kaçırma ay diziyi
Gel katıl aramıza sen, yeter dinlen, biraz rahatına bak

İşte böyle canlarım, sormayın, ben dinlerim bu gazelleri
Tıkarım kulağıma pamuğumu, yazarım, okurum hep kitabımı
Ah sormayın, ne ala ne güzel, millet olmuş hep duyarsız
Dinler olanı biteni ekrandan, doğru bilir inanır hep onlara
Okumazlar gerçekleri, bulunmazlar hiç katkıda bu vatana
Seyrederler vitrinden, ah çekerek onca olumsuzlukları
Sonrada toplumda yanlış yorum yapar, çoktur anlamadıkları

Bayanlar gitsinler altın günlerine, dedikoduya devam
Ülkemiz elden gidiyor, umurlarında mı onların vesselam
Erkekler giderler kahveye, piştiye, okeye,hepsi birer dayı
Memleket elden gitmiş, kardeşim bize ne, getir hele şu çayı,
Gençlerimiz, kafede, barda, parklarda çoğu lay lay lom
Tek düşündükleri yanındaki ile aşk, meşk,canım, gözüm
Çocuklarımız zaten Allaha emanet, onlara dayanmaz hiç özüm
Velhasıl Vatanımızı düşünüp, çalışalım derim iki gözüm
Çözelim gerçekleri, düşünelim yavrularımızın geleceklerini
Zamanı iyi kullanıp, çalışalım Ülkemize, olalım hep duyarlı

Sözlerim herkese değildir, alınıp kızmayın bana sakın
Benden bunlar hatırlatmadır, kim bilir yanılabilirimde bakın
Sakın bana gücenmeyiniz, kalbim hep sizlere yakın
Sevgilerim ve saygılarımla, kendinize çok iyi bakın
Yine de umutluyum, İnşallah aydınlık günler yarın...


SABİHA SERİN
Araştırmacı Yazar Şair
SİVAS
Birçoğunu beğenerek, zevkle okuduğum çalışmalarınızın yanında,
bu şiir bana biraz yavan gibi geldi.
İçeriği, teması hoş ancak; daha farklı ve daha seviyeli bir
tarzda da olabilirdi anlatımlar.

''Belki de sizden daha üsluplu, seviyeli ve içerikli eserler
beklediğimden dolayı bu kanıya varmış olabilirm.''


Kelimelerde, cümlelerde, mısralarda, vurgulamalarda,
sanki dağınık bir anlatım ve üslup gözlemledim bu şiirde.

''Bu gözlemim, belki de son zamanlardaki bendeki dağınıklığımdan
kaynaklanabilir...!''
SONMEZ isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   Alıntı ile Cevapla
-->: Sabiha Serin`in Siirleri
Alt 02.10.2007, 09:50   #77
Sabiha Serin
Acemi Yiğido
 
Sabiha Serin - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 06.09.2006
Yaş: 71
Mesajlar: 162
Thanks: 40
58 Mesajına 179 Kez Teşekkür Edildi.
Tecrübe Puanı: 733 Sabiha Serin BU GIDISLE COK MESHUR OLACAK
Standart -->: Sabiha Serin`in Siirleri

Saygıdeğer Sönmez rümuzlu üyemize:

BUYURUN ALTIN GÜNÜNE başlıklı şiirimi okuyup yorum yazdığınız için çok teşekkür ederim.Bu şiirimde farklılık olduğunu , üslubunun daha iyi olabileceğini belirtmişsiniz.Açıklamam sonunda neden böyle yazdığım anlaşılacaktır.

Efendim ben toplumsal, toplumu ilgilendiren konular ile ilgili
şiirlerimi genellikle serbest tarzda yazıyorum.Yani hece vezni ve ölçü,kafiye ve diğer teknikleri toplumsal şiirlerimde uygulamıyorum.Tamamen serbest tarzda içimden geldiği gibi doğal olarak yazıyorum.Zaten serbest şiirlerde böyledir.Bu şiirimide serbest tarzda yazdım.

Şiirlerimin çoğu hece vezni ve ölçülü, kafiye kurallarına uygun olduğundan sanırım bu şiirim size ondan birazcık farklı geldi.Olsun efendim ben herzaman eleştiriyede açığım.

Siz saygıdeğer üyelerimiz ile paylaştığım şiirler ile ilgili görüşlerinize herzaman saygı duyarım.

Saygılarımla...
Sabiha Serin isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   Alıntı ile Cevapla
KALSIN ARTIK MAZİDE
Alt 02.10.2007, 09:58   #78
Sabiha Serin
Acemi Yiğido
 
Sabiha Serin - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 06.09.2006
Yaş: 71
Mesajlar: 162
Thanks: 40
58 Mesajına 179 Kez Teşekkür Edildi.
Tecrübe Puanı: 733 Sabiha Serin BU GIDISLE COK MESHUR OLACAK
Standart KALSIN ARTIK MAZİDE

KALSIN ARTIK MAZİDE

Kalsın artık mazide o ölümsüz aşkımız,
Hani nerede bizim umudumuz, coşkumuz?
Bilmem ki neden böyle harap gönül köşkümüz,
Kapanır mı zamanla yürekteki bu yara?

Olmasaydı umudum, inanmazdım bu aşka;
Kalbimde yer bulmadı hiç kimse senden başka.
O en güzel anılar sende kalsaydı keşke,
Hasretinle yüreğim düşmezdi böyle dâra.

Yanımda olmasan da yüreğim hep seninle,
Anacağım hep seni o gülen gözlerinle,
Bende yaşayacaksın silinmez izlerinle.
Her köşede sen varsın, kalkışamam inkara...


SABİHA SERİN
Sabiha Serin isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   Alıntı ile Cevapla
--->: KALSIN ARTIK MAZİDE
Alt 02.10.2007, 10:06   #79
Del Piero
Usta Yiğido
 
Del Piero - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 01.10.2005
Yaş: 42
Mesajlar: 2.341
Thanks: 1.278
545 Mesajına 955 Kez Teşekkür Edildi.
Tecrübe Puanı: 1012 Del Piero kann auf vieles stolz seinDel Piero kann auf vieles stolz seinDel Piero kann auf vieles stolz seinDel Piero kann auf vieles stolz seinDel Piero kann auf vieles stolz seinDel Piero kann auf vieles stolz seinDel Piero kann auf vieles stolz seinDel Piero kann auf vieles stolz seinDel Piero kann auf vieles stolz seinDel Piero kann auf vieles stolz sein
Standart --->: KALSIN ARTIK MAZİDE

ben hemen bu çok çok çok çok güzel olan şiiri e-posta ile göndereceğim

ablaya sana ne kadar teşekkür etsek azdır Allah razı olsun..
Del Piero isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   Alıntı ile Cevapla
--->: Sabiha Serin`in Siirleri
Alt 02.10.2007, 10:13   #80
SONMEZ
Usta Yiğido
 
SONMEZ - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 03.08.2005
Mesajlar: 1.737
Thanks: 309
171 Mesajına 428 Kez Teşekkür Edildi.
Tecrübe Puanı: 950 SONMEZ kann auf vieles stolz seinSONMEZ kann auf vieles stolz seinSONMEZ kann auf vieles stolz seinSONMEZ kann auf vieles stolz seinSONMEZ kann auf vieles stolz seinSONMEZ kann auf vieles stolz seinSONMEZ kann auf vieles stolz seinSONMEZ kann auf vieles stolz sein
Standart --->: Sabiha Serin`in Siirleri

Saygıdeğer Sabiha Serin isimli üyemize :

Evet, Sabiha Hn,
doğru diyorsunuz, bu şiirinizde serbest tarz var.
Doğal olarak ta hece vezni ve aruz vezni aranmamalı.
Zaten bu tekniği ilk ve en iyi uygulayanlardan biri olan
Tevfik Fikret' in eserlerinde de bunu görebiliyoruz.
''Nazmın nesre yaklaştırılması'' tarzındaki eserlerde adeta
dokunulmazlık vardır ve uyaktan, ayakyan muaftır bir anlamda
Zaten, benim zevkle okuduğum tarzların başında da bu geliyor.
Cinaslı, redifli, zengin kafiyeli şiirler hep sıkmıştır beni.

Ancak, sizin bu serbest tarzlı eserinizde herşeye rağmen,
bazen hoş, bazen uyumsuz uyaklarınız (kafiye) olmuş.
Bazen de tamamen boşlukta özgürce seyreden kopuk ifadeler olmuş.
Dağınıklıktan kastettiğim bunlardı.

Benim bu konuda, biraz küçük küçük bilgi kırpıntılarım vardır.
Ancak, asla otorite değilimdir...!
Ama ne olursunuz ukelalık yaptığımı düşünmeyin.
Sadece size ve eserlerinize değer verdiğim için bu satırlar yazıyorum...!
Saygılarımla...

Konu SONMEZ tarafından (02.10.2007 Saat 10:34 ) değiştirilmiştir..
SONMEZ isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB Code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright © 2005
Bize Yazin  |   Sivasspor.com  |   Arşiv  |   Kullanım sözleşmesi  |   Yukarı Git