sizlere şimdi bir yazı sunuyorum...
Hagi in
Daum out
Hagi’nin genç oluşu ve teknik direktörlük kariyeri çok fazla eleştirildi. Dünyanın en üst düzey takımlarında en iyi teknik direktörleri ile çalışan Hagi’nin neredeyse futbolu bile bilmediğini iddia edecek kadar komik duruma düşenler oldu.
Ama ligin son dokuz haftasına girerken ortaya çıkan tablo Hagi’nin şu anda Türkiye’deki en başarılı Teknik adam olduğu gerçeğini gözler önüne seriyor.
Hagi’nin en büyük özelliği 8 yaşından beri bir yıldız olması ve futbolu neredeyse bir dünya görüşü olarak kabul etmesi. Hagi, ismini Dünya Futbol tarihine altın harflerle kazırken, sadece futbol oynamıyor, antrenman ve maçlardan sonra bile futbolla yaşıyordu.
Futboldan arta kalan zamanlarını da çoğunlukla yine futbola ayırıyordu. Antremanlardan sonra bile dünya futbolundaki gelişmeleri izlemek üzere ekran başına geçen Hagi, bu hırs, azim ve başarısının ödülünü elbetteki antrenörlük hayatında da alacaktır.
Hayatı boyunca bırakın sigara ve alkol kullanmayı, geç saatlerde evinin dışında bile rastlayamadığınız Hagi aslında bir futbol aşığı. Yani işini seven, futbolu bir bilim olarak gören ve halen ders çalışan Hagi, son dönemlerde Türkiye’den hiçbir Teknik Adamın davet edilmediği uluslar arası birçok Teknik Direktörler toplantısına katılarak Galatasaray ve Türkiye’yi temsil etti.
Süper ligde son dokuz haftaya girerken yaşanan bazı olaylar beni, Daum ve Hagi arasındaki farkı anlatmaya itti.
Bu örnekler bana rakibine oranla çok daha kısıtlı imkanlarla zirve yarışını sürdüren Hagi’nin başarısını, Daum’un ise neden büyük çaplı başarıları yakalayamadığını göstermek açısından büyük önem taşıyor.
1-) Hagi, Galatasaray – İstanbulspor maçında ilk golü attıktan sonra hocasının boynuna sarılmak için koşan Hasan Kabze’ye öyle bir ders verdi ki, takdir etmemek mümkün değil. Hasan Kabze’nin kendisine koştuğunu gören Hagi, onu görmezlikten gelerek saha çizgisine gelip oyuncularına bir şeyler söyledi ve bunu gören Hasan, Arif ağabeyine sarıldı ve diğer gollerdeki sevincini takım arkadaşlarıyla yaşadı.
İşte Hagi’nin takım ruhu anlayışının önemli bir örneği.
2-) Tribünlerden futbolcularına yapılan kötü tezahuratlara sert tepki göstererek oyuncusunun yanında yer aldı. Hasan Şaş’ı tribün tepkisine rağmen oynatarak bu takımın tek patronu olduğunu ve futbolcusunu asla tribüne satmayacağını gösterdi.
Dahi Daum ise, orta sahanın bana göre en çalışkan isimlerinden Selçuk’u taraftarların yuhalamasının hemen ardından maçın başında kenara aldı ve o Selçuk halen kayıp. Yani futbolcusunu tribüne sattı.
3-) Hagi, Hakan Şükür gibi yıldız futbolcularla ve yeni gelen gençlerle çok iyi bir diyalog içine girdi. Hakan gibi sözünü sakınmayan, duygusal tipteki yıldız oyuncuyu kazanmak için tüm gayretini gösterdi. Takım içinde huzuru bozan isimleri ise yeteneklerine bakmadan göndererek ne kadar adaletli olabileceğini öğrencilerine ispatladı.
Dahi Daum ise yine bana göre Türkiye’de yerinin en iyi adamı olan Piere Van Hojdonk ile anlamsız bir çekişme içine girdi. Adeta futbolcusu ile kamuoyunun önünde kavga eder duruma düştü. Hojdonk ise hocasını hiç ciddiye almadığını ve saygı göstermediğini yaptığı açıklamalarla ortaya koydu.
Aynı dahi Daum, Tuncay gibi büyük bir yeteneği de yok etmek için elinden geleni yaptı. Futbolcusunu taraftara satan, kameralar önünde onu adeta aşağılayan Dahi Daum, transfere bir türlü doymadı ve elinde Hojdonk ve Tuncay gibi üst düzey futbolcular varken, ortalama 20 milyon EURO değerindeki Anelka’yı transfer ettirdi.
Yaşanan bu örnekler, Hagi’nin futbolun içinden geldiğini ve futbolculuk geçmişi neredeyse yok sayılacak Daum’dan daha iyi takım oluşturduğunu ortaya koyuyor.
Fenerbahçe yönetimi tarafından bir eli yağda, bir eli balda bırakılan Daum ve imkansızlıklara rağmen yönetimin akıllı tutumu ve güveni ile görevini yapan Hagi’nin ortaya koyduğu performansları birçok pencereden daha değerlendirmek mümkün.
Ama ister rakamsal, ister maddi ve isterse manevi açıdan değerlendirin, Hagi’nin başarısının altında yatan gerçek futbolcu psikolojisini çok iyi bilmesi. Buna bir de neredeyse 23 yıllık profesyonel futbol hayatını eklerseniz bu tablonun tesadüfi olmadığını görebiliriz.
Romanya Milli Takımınının başında iken son maçın son dakikasında yenilen golden sonra bile kimse ona git diyemeyeceği halde sorumluluğu alan ve giden, (Zaten o gol olmasaydı tarihin en kötü Romanya Milli Takımı Finallere kalacaktı) Bursaspor’da ligin ilk bölümünün yarısında tüm büyük takımlara karşı oynayıp kolay maçları beklemeden sorumluluk alarak istifa eden Hagi’yi eleştirmek yerine takdir etmemiz gerekirdi.
Ancak, futbolcusunu satmayan, başarısızlıkta kellesini koltuğunun altına alabilecek kadar yiğit bir Hagi ile, her başarısızlığı futbolcularına yükleyen Daum hakkındaki yorumlara bakarsak ne kadar büyük haksızlıklar yapıldığını görebiliriz.
Benim ortaya koyduğum bu düşünceler Galatasaray’ın şampiyonluğuna endeksli de değildir. Yani Galatasaray şampiyon olmasa bile Hagi’nin başarısı asla dikkatlerden kaçmayacaktır. Yani ben bu ifadeleri Galatasaray şampiyon olamasa bile tekrar yazabilirim.
Ancak Daum için aynı şeyleri söylemek mümkün değildir. Böylesine uluslar arası kalitede futbolcularla, en küçük bir maddi sıkıntı yaşamadan Avrupa’da sıradan Zaragoza’yı bile eleyemeyen Fenerbahçe’nin, Daum ile yollarını en erken bugün, en geç sezon sonunda ayırması gerekmektedir.
Başarısızlığa kılıf ararken elindeki imkanları fark etmeyen Daum’un yerinde Hagi olsaydı, Fenerbahçe şu anda UEFA Kupasında tur atlamış ve finale koşuyor olabilirdi.
Aslında Fenerbahçe’nin en büyük hatası da bu. O kadar büyük futbolcular alıyorlar ama onlardan daha küçük Teknik Adamlarla çalışıyorlar. Bu mantığı anlamak mümkün değil.
Aslında bir Galatasaraylı olarak benim gönlüm Daum’un 10 sene daha Fenerbahçe’de kalmasıdır. Ama Avrupa’da yaşanan başarısızlıklardan sonra ben bile bu fikrimden caydım.
Sayın Aziz Yıldırım ise bu ortamda açıklamasını yapmış.
“Daum ile devam.”
Ne diyelim. Allah sonunuzu iyi etsin.
Fenerliler bu yazıyı görünce inkar edecekler ama bu yazı gerçekleri gösteriyor
|